TURİZM OUT, PUT-IN…PUT-IT veya PLUG & PLAY

“Arap Baharı” kendi bölgesinde turizmi OUT ederken, komşu ülkeler veya rakipleri adeta bir “tak-çalıştır” yazılımı ile turizmi IN yapmışlardır…
Arap Baharı Rüzgarı’nın şiddetle açtığı pencereden esişi ışığında 2011’in bilançosuna bakarsak, şunu görüyoruz:
İçinde, Türkiye, İspanya, Yunanistan, Mısır, Tunus vb ülkeler olan geniş bir daire çizildiğinde, toplamda talep artışı sıfıra yakın. Arap Baharı ülkelerinin kaybettiklerini, turizmin güçlü ve güvenli kaleleri almıştır.
İşte, tam da bu gelişmelerin ele alındığı bir kongre yapıldı Antalya’da geçtiğimiz haftalarda. Resort Turizm Kongresi…
Özetle; Avrupa’nın en büyük turizm gruplarının tepe yöneticileri hatırı sayılır açıklamalar yapıp, bizlerin gururunu okşadılar yeniden…
Bakanların da kongreye gelip turizmi ciddiye almaları da takdire şayan…
Ancak yeniden konumuza dönersek, yerine koymamız (PUT-IN) gereken bir tespit var: Kongrede AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, bir konuşma yaptı.
AB sürecinde farklılıklara tahammül edemeyen haddini aşmaya kalkan bir AB’li  parlamentere verdiği “münasip” bir cevapla (PUT-IT…) gündemde olan Bağış, kongrede de, uluslararsı onlarca katılımcının önünde, Antalya Büyükşehir Başkanı Akaydın’a ithafen, bir değerlendirme yaparak, “Bazen bir musibet bin nasihatten iyidir, Antalya içine düştüğü hatayı en kısa sürede telafi edecektir” dedi.
Allah’tan Akaydın, “Münasip” bir cevap vermedi de kongrenin havası bozulmadı.
. . .
Bakanımız Ertuğrul Günay da 2012 için bir değerlendirmede bulunmuş ve konuyu tam da yerine yerleştirmiş (ki buna full replacement desek yeridir-Buraya PUT IN gitmez).
Diyor ki Bakan özetle; ”2012 yılına nasıl bakacağız? Moralimizi bozmayacağız, kendimizi rahatlığa terk etmeyeceğiz. Kritik bir eşikten geçiyoruz. Bizde değil aslen pazarda sıkıntı var. Avrupa başta olmak üzere bu sıkıntılı pazarda gerilemeden ayakta durmaya çalışacağız. Gerçekçi olmamız lazım. 2008 ve 2009’da ayakta durmayı başardık krize rağmen. Kaliteden ödün vermeyeceğiz. Doğayı, tarihi korumaya önem vereceğiz. Ayrıca Avrupa’daki doymuşluğu ve krizi nazara alarak dünyada yeni pazarlara açılmaya çalışıyoruz. Latin Amerika’da ve Kanada’da bir temsilcilik açmaya çalışıyoruz. Çin’de ikinci temsilciliğimizi açıyoruz. Hindistan, Japonya ve Uzakdoğu’yu çok önemsiyoruz. Türkiye’nin bu hızlı gelişmesinde Rusya çok önemli bir pay sahibidir. Şimdi Uzakdoğu’yu da Türkiye destinasyonuna alıştırmamız gerekiyor. Bu konuda girişimlerimiz var. Avustralya’da yeni bir ofis açmaya çalışıyoruz.”
Bu gerçekçi görüşe katılmayan var mı?
Tak & Çalıştır
Eskiden, bir aygıtı (mesela yazıcı) bilgisayara tanıtmak için saatlerce uğraşır, sonuçta şu uyarı ile defalarca karşılaşırdık: yazılımı silip yeniden yükleyin…
Neyse ki artık TIP çok ilerledi. Artık TAKIYORUZ ve ÇALIŞIYOR…
Bunu en son ARAP BAHARI’nda da gördük.
Neymiş; “ekistra” turist çekmek için o kadar da çalışmak gerekmiyormuş, takıyoruz çalışıyor… (PLUG & PLAY)
Ve bu durumda “kendimizi rahatlığa terk etmeyeceğiz”…
Verilerden de biliyoruz ki, Türkiye yabancı ziyaretçi artışında en büyük ivmeyi, yakın zamanlarda komşu ülkelerden; Suriye, İran, Bulgaristan, Gürcistan vs’den aldı.
Bakalım buralardaki düşüş için bir Tak Çalıştır yazılımı var mı?
Ki olması gerekir zaten komşumuz, sırt sırtayız…
Ya kablosuz iletişimde olduğumuz Avrupa’nın uzak diyarları, mesela İngiltere?
Bütün uyarılara rağmen bu pazardaki düşüşe engel olacak bir adım atamadık. Pazar ciddi oranda geriliyor…
Avrupa krizin içinde ve biz özel sektörün planlarından başka bir yol haritasına sahip değiliz. Aslında kimsenin de ne olduğu konusunda bir referansı yok gibi…
Tabi, en dinamik kaynak pazarımızdaki PUTİN meselesine de bakmak gerekir. PUTİN oy kaybetse de bir 10 yıl daha lider görünüyor.
Rusların PUTIN aşkı gibi, Hamdolsun, bir de Türkiye aşkları var, bizden vazgeçmiyorlar.
Bu yıl da postu deldirmedik. Mısır’ın % 40 düştüğü pazarda biz % 15 yükselmişiz. Hoş, bu artışın yarısının Arap Baharı kaynaklı olduğu bilinse de, böyle düşünmek hoşumuz gidiyor…
. . .
Şimdi, rahmetli olmuş bir düşünür ve eğitimci demiş ki; İnsanlar, özgürleşmek isterler ama özgür olma genellikle varolan statükonun korunması ile karıştırılır. O yüzden bunun korunması için gerçekliği olduğu gibi algılamaz, sahte-ikame bir gerçekliği kabul ederek onu PUT’laştırılar…
Yani, menfaatleri tehlikeye düşecekse, statükoya var gücüyle sarılırlar.
Şimdi Arap Baharı derken, 2012’de ne olacak derken, özellikle Batı’nın bu pencereden değerlendirilmesi gerekmez mi?
Aynı masalları mı dinleyip duracağız yoksa özgürleşmek için statükolarımızdan mı olacağız?
Rahmetli Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı’nda meşhur sahnedir: “İnsanın eski huyu kendine hep bir PUT yapar, oldum bittim böyle bu kendi yapar kendi tapar”

TURİZM OUT, PUT-IN…PUT-IT veya PLUG & PLAY
Erol Karabulut
“Arap Baharı” kendi bölgesinde turizmi OUT ederken, komşu ülkeler veya rakipleri adeta bir “tak-çalıştır” yazılımı ile turizmi IN yapmışlardır…

Arap Baharı Rüzgarı’nın şiddetle açtığı pencereden esişi ışığında 2011’in bilançosuna bakarsak, şunu görüyoruz:
İçinde, Türkiye, İspanya, Yunanistan, Mısır, Tunus vb ülkeler olan geniş bir daire çizildiğinde, toplamda talep artışı sıfıra yakın. Arap Baharı ülkelerinin kaybettiklerini, turizmin güçlü ve güvenli kaleleri almıştır.

İşte, tam da bu gelişmelerin ele alındığı bir kongre yapıldı Antalya’da geçtiğimiz haftalarda. Resort Turizm Kongresi…

Özetle; Avrupa’nın en büyük turizm gruplarının tepe yöneticileri hatırı sayılır açıklamalar yapıp, bizlerin gururunu okşadılar yeniden…
Bakanların da kongreye gelip turizmi ciddiye almaları da takdire şayan…

Ancak yeniden konumuza dönersek, yerine koymamız (PUT-IN) gereken bir tespit var: Kongrede AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, bir konuşma yaptı.
AB sürecinde farklılıklara tahammül edemeyen haddini aşmaya kalkan bir AB’li  parlamentere verdiği “münasip” bir cevapla (PUT-IT…) gündemde olan Bağış, kongrede de, uluslararsı onlarca katılımcının önünde, Antalya Büyükşehir Başkanı Akaydın’a ithafen, bir değerlendirme yaparak, “Bazen bir musibet bin nasihatten iyidir, Antalya içine düştüğü hatayı en kısa sürede telafi edecektir” dedi.
Allah’tan Akaydın, “Münasip” bir cevap vermedi de kongrenin havası bozulmadı.

. . .

Bakanımız Ertuğrul Günay da 2012 için bir değerlendirmede bulunmuş ve konuyu tam da yerine yerleştirmiş (ki buna full replacement desek yeridir-Buraya PUT IN gitmez).
Diyor ki Bakan özetle; ”2012 yılına nasıl bakacağız? Moralimizi bozmayacağız, kendimizi rahatlığa terk etmeyeceğiz. Kritik bir eşikten geçiyoruz. Bizde değil aslen pazarda sıkıntı var. Avrupa başta olmak üzere bu sıkıntılı pazarda gerilemeden ayakta durmaya çalışacağız. Gerçekçi olmamız lazım. 2008 ve 2009’da ayakta durmayı başardık krize rağmen. Kaliteden ödün vermeyeceğiz. Doğayı, tarihi korumaya önem vereceğiz. Ayrıca Avrupa’daki doymuşluğu ve krizi nazara alarak dünyada yeni pazarlara açılmaya çalışıyoruz. Latin Amerika’da ve Kanada’da bir temsilcilik açmaya çalışıyoruz. Çin’de ikinci temsilciliğimizi açıyoruz. Hindistan, Japonya ve Uzakdoğu’yu çok önemsiyoruz. Türkiye’nin bu hızlı gelişmesinde Rusya çok önemli bir pay sahibidir. Şimdi Uzakdoğu’yu da Türkiye destinasyonuna alıştırmamız gerekiyor. Bu konuda girişimlerimiz var. Avustralya’da yeni bir ofis açmaya çalışıyoruz.”

Bu gerçekçi görüşe katılmayan var mı?
Tak & Çalıştır

Eskiden, bir aygıtı (mesela yazıcı) bilgisayara tanıtmak için saatlerce uğraşır, sonuçta şu uyarı ile defalarca karşılaşırdık: yazılımı silip yeniden yükleyin…
Neyse ki artık TIP çok ilerledi. Artık TAKIYORUZ ve ÇALIŞIYOR…

Bunu en son ARAP BAHARI’nda da gördük.
Neymiş; “ekistra” turist çekmek için o kadar da çalışmak gerekmiyormuş, takıyoruz çalışıyor… (PLUG & PLAY)
Ve bu durumda “kendimizi rahatlığa terk etmeyeceğiz”…

Verilerden de biliyoruz ki, Türkiye yabancı ziyaretçi artışında en büyük ivmeyi, yakın zamanlarda komşu ülkelerden; Suriye, İran, Bulgaristan, Gürcistan vs’den aldı.
Bakalım buralardaki düşüş için bir Tak Çalıştır yazılımı var mı?Ki olması gerekir zaten komşumuz, sırt sırtayız…

Ya kablosuz iletişimde olduğumuz Avrupa’nın uzak diyarları, mesela İngiltere?Bütün uyarılara rağmen bu pazardaki düşüşe engel olacak bir adım atamadık. Pazar ciddi oranda geriliyor…
Avrupa krizin içinde ve biz özel sektörün planlarından başka bir yol haritasına sahip değiliz. Aslında kimsenin de ne olduğu konusunda bir referansı yok gibi…

Tabi, en dinamik kaynak pazarımızdaki PUTİN meselesine de bakmak gerekir. PUTİN oy kaybetse de bir 10 yıl daha lider görünüyor.Rusların PUTIN aşkı gibi, Hamdolsun, bir de Türkiye aşkları var, bizden vazgeçmiyorlar.Bu yıl da postu deldirmedik. Mısır’ın % 40 düştüğü pazarda biz % 15 yükselmişiz. Hoş, bu artışın yarısının Arap Baharı kaynaklı olduğu bilinse de, böyle düşünmek hoşumuz gidiyor…. . .
Şimdi, rahmetli olmuş bir düşünür ve eğitimci demiş ki; İnsanlar, özgürleşmek isterler ama özgür olma genellikle varolan statükonun korunması ile karıştırılır. O yüzden bunun korunması için gerçekliği olduğu gibi algılamaz, sahte-ikame bir gerçekliği kabul ederek onu PUT’laştırılar…
Yani, menfaatleri tehlikeye düşecekse, statükoya var gücüyle sarılırlar.

Şimdi Arap Baharı derken, 2012’de ne olacak derken, özellikle Batı’nın bu pencereden değerlendirilmesi gerekmez mi?
Aynı masalları mı dinleyip duracağız yoksa özgürleşmek için statükolarımızdan mı olacağız?

Rahmetli Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı’nda meşhur sahnedir: “İnsanın eski huyu kendine hep bir PUT yapar, oldum bittim böyle bu kendi yapar kendi tapar”

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın