Fiyat indirimleri çare olmadı çünkü sorunun nedeni o değil

AKTOB Başkanı Yusuf Hacısüleyman – “Türkiye’de bundan sonra fiyat düşürmenin ne denli etkili olacağı veya olmayacağını herkes kendi ölçmeli. Gelenler fiyat için mi geliyorlar, yoksa fiyat düşmese de zaten gelecekler miydi ve fiyat boşuna mı düşüldü?. Bu soru bundan sonrası için çok yönlü irdelenmeli ve tartışmaya açılmalıdır.”

AKTOB Başkanı Yusuf Hacısüleyman:

6’ncı Uluslararası Resort Turizm Kongresi’nin ikinci günü 25 Kasım’da Barut Lara’da konuşan Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, konuşmasına 2016 yılını değerlendirerek başladı.

Sektöre büyük darbe vuran bu sezonun fırsat olarak tanımlanamayacağını ifade eden Hacısüleyman, “Fırsat değil ama fırsatçılığın yüz bulduğu bir sezondu. Böyle bir konjonktürde ne gibi bir fırsat olabilir ki?” şeklinde konuştu.

“Fiyat her şey değildir”

Sektörün bu dönemde gittiği fiyat indirimlerini de değerlendiren Hacısüleyman şunları söyledi:

“Fiyat her şey demek değildir. Fiyat her şey demek olsaydı bu kadar kişi gelmemezlik etmezdi. Fiyat düşürmenin ne derece etkili olacağını ya da olmayacağını herkes kendi ölçmeli. Kendimize şu soruları sorma zamanımız geldi: Fiyat düşürmenin etkisi oldu mu? Gelen turistler fiyat düşürmesek de zaten gelecek miydi?’’

Konuşmasının devamında turizm sektöründeki krizin tüm Türkiye ekonomisini nasıl etkilediği ve 2017 yılına dair düşüncelerini paylaşan Hacısüleyman, şu noktaların altını çizdi:

“Bu yıl, turizmin ekonominin diğer dallarını ve cari açığı nasıl alt-üst edebileceğini de öğrendik. Aynı zamanda yasal düzenlemeleri kısa sürede hayata geçirebildiğimizi gördük.

Politik imaj turizmde yeni bir olgu

Dünya turizminde politik söylem ve gelişmelerin turizmi bu denli etkilemesi yeni bir olgu. Bundan sonra, misafirlerin destinasyon tercihlerinde ülkelerin politik imajları da önemli bir rol oynayacak.

2017’ye girerken, tek başına işletmelerin çözemediği sorunlarla karşı karşıyayız. Bu sebeple, 80-85 milyar dolar değer biçilen konaklama sektörü, birlikte hareket etme yeteneğini hızla kazanmalı, örgütlenme modellerinden birine kavuşturulmalıdır.

Bu dönemde bir kez daha görüldü ki; turizm bir devlet politikası olarak ele alınmalı. Politik arenadaki söylem ve uygulamalar imajı çok etkileyebiliyor. İstendiğinde yasal düzenlemeler hızla hayata geçirilebiliyor ve turizmin sorunları çözülmediğinde diğer sektörler ciddi biçimde olumsuz etkileniyor.

Politik arenadaki söylem ve uygulamaların imajı ne denli etkileyebildiğini gördük. Aynı şekilde turizm sektörünün sorunlarının çözülmemesinden diğer sektörlerin olumsuz etkileneceği en çıplak biçimde görüldü.

Bu dönemde aldığımız küçük dersler o kadar çok ki, her biri bizi yeniden düşünmeye sevk ediyor. Yeni bir iç yapılanmayı zorunlu kılıyor. Tek tek işletmelerin kendi başına çözüm üretemediği konular topyekûn olarak çözülmeyi bekliyor.

Dünya nüfusu ve seyahate çıkan insan sayısı hızla artıyor. Seyahate çıkmak aslında bir risktir, ama hepimiz seyahat etmeyi seviyoruz. Bütün bunları yaparken kendimizi güvende hissederek yapmak istiyoruz. Çağımızın en önemli sorunlarından birinin güvenlik olacağını şimdiden söyleyebiliriz.

İnsan hakları ve kişisel saygının maksimum ortamda olduğu ülkeler turizmde avantajlı olacak.’’