‘Münasip’ cevabı verdik

Bağış, Antalya’da katıldığı ’Resort Turizm Kongresi’nde, “Bizim demokrasi anlayışımız da siz turizmciler gibi ’Herşey dahil’ üzerine kurulu. Turizmde olduğu gibi demokraside de milletimize bütün fırsatları aynı paket içinde sunmaya çalışıyoruz” dedi.

Antalya’da, Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği’nin (AKTOB) yayın organı turizm ve seyahat endüstrisi dergisi ’Resort’ tarafından düzenlenen Resort Turizm Kongresi’nin açılış oturumuna katılan Bağış, Türkiye’nin siyasi ve demokratik istikrarın en önemli semerelerini, meyvelerini turizm sektöründe de yediğini söyledi.

AB TOPLANTISINDA KARİKATÜR KRİZİ / WEB TV

“MÜNASİP CEVABI VERDİK”

Son 9 yıl içerisinde Türkiye her geçen gün demokratikleşip, şeffaflaştıkça, kalkındıkça herkesin kazandığını belirten Bağış, kısa süre önce Prag’da ardından Bürüksel’de temaslarda bulunduğunu anlattı. AB Bakanı Bağış, “Oralarda 4 günlük seyahatimizde Türkiye’nin yaktığı umut ışığının insanları nasıl aydınlattığını gördük. Türkiye’ye bakışların nasıl değiştiğini gördük. Evet, bazı hastalıklı zihniyetlerle de karşılaştık. Ama onlara da münasip cevaplarını verdik” dedi.

Türkiye’nin, geçmiş 10 yıl içinde sunduğu ’İçine kapanık fotoğrafı’ geride bırakarak bugün kısa süre içerisinde yapılan demokratikleşme hamleleriye ilgi odağı haline geldiğini kaydeden AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, şöyle devam etti:

“İçeride güçlü bir siyasi irade ile sağladığımız istikrar ve güven ortamı, çok şükür, Türkiye’ye yatırımı da turizm açısından da, konuklarımızı da getirme konusunda bize çok önemli bir platform sağladı. Bizim demokrasi anlayışımız da aynı siz turizmciler gibi herşey dahil üzerine kurulu. Turizmde olduğu gibi demokraside de millete bütün fırsatları aynı paket içinde sunmaya çalıştık. Bu ülkenin hiçbir vatandaşı arasında ayrım yapmamaya çalışıyoruz. Doğulusu- batılısı, kadını- erkeği, genci- yaşlısı, Kürd’ü, Çerkezi, Lazı, Abazası, Boşnağı hiçbir ayrım yamadan bu ülkenin her bir vatandaşının anayasal haklarından sonuna kadar yararlanması için çalışıp çabalıyoruz. Bunun neticesinde de Türkiye her açıdan farklı bir noktaya geldi.”

Türkiye’nin AB’ye ilk başvurduğu yıllarda 1959 yılında Türkiye’ye gelen turist sayısının 198 bin 841 olduğu halde bu rakamın 30 milyona yaklaştığını belirten Başmüzakereci Bağış, Türkiye’nin yıllık turizm gelirinin 9 milyon dolar şu anda yılda 30 milyar dolara yükseldiğini kaydetti.

“AB’NİN BİZE İHTİYACI VAR”

AB’nin aslında ekonomik ve siyasi birlik olmaktan ziyade bir fikir, insanlık tarihinin en kapsamlı barış projesi olduğunu kaydeden Başmüzakereci Bağış, “Ama bu kıtaya barış projesini küreselleştirmek istiyorsak Türkiye’nin o projenin içinde yer alması gerekir” dedi. Türkiye’nin Doğu’nun en Batılı, Batı’nın en Doğulu ülkesi olarak muazzam bir potansiyeli temsil ettiğini belirten Bakan Bağış, “Mısır’a Libya’ya, Tunus’a gidip oradaki kardeşlerimizle Cuma namazı eda edebilecek bir çok müslüman lider vardır. Aynı coğrafyalara gidip demokrasi ve laikliğin erdemlerinden bahsedebilecek bir çok batılı lider de vardır ama hem onu hem onu yapabilcek çok fazla lider yok şuan dünyada” diye konuştu.

Başmüzakereci Egemen Bağış, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kahire Havalimanı’nda 20 bin Mısırlı tarafından karşılandığını, Libya’da “Anayasanız da demokrasi ve laikliğe mutlaka yer verin” dediğinde 25 bin kişinin kendisini alkışladığına dikkati çekti.

Konuşması ardından kongrenin ev sahibi ’Resort Turizm Dergisi’ imtiyaz sahibi AKTOB Başkanı Sururi Çorabatır, AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’a Antalya’nın sembollerinden ’teke’ heykelciği hediye etti.

RESORT TURİZM KONGRESİ

Divan Talya Convention Center’de düzenlenen kongreye AB Bakanı ve Başmüzakereci Bağış’ın yanı sıra Antalya Valisi Ahmet Altıparmak, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, AK Parti Antalya Milletvekili Menderes Türel, Kültür ve Turizm Bakanı Yardımcısı Abdurrahman Arıcı, Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Özgür Özarslan, TUİ AG Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Michael Franzel, Türkiye Otelciler Federasyonu (TUROFED) Başkanı Ahmet Barut, Resort Dergisi İmtiyaz Sahibi ve AKTOB Başkanı Sururi Çorabatır ile birlikte çok sayıda turizmci katıldı.

Haber Linki:
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=19384027

RESORT TURİZM KONGRESİ’NİN ARDINDAN

3 Aralık 2011 günü Antalya’da pırıl, pırıl gökyüzü  20 derecenin üstünde sıcaklık, denizin ve Toros Dağlarının muhteşem manzarasını bırakıp, Talya Kongre Merkezinin terasından, salona girmek, zor geliyor insana. Turizm aşkı, yeni şeyler duymak ve öğrenmek ağır basıyor.
Açılış konuşmalarının uzun tutulmamasına özen gösterildi ama Dış Müzakereci Bakan Egemen Bağış, Kongreye katılan Eski Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı, AKP Antalya Milletvekili Menderes Türel için “Antalyalılar kıymetini şu an daha iyi anladılar, bazen bir musibet bir nasihatten iyidir” derken,  böyle kongrelerin “siyasi bir platform” olmadığını, sempati yaratabilecekken, antipatik olduğunu umarım anlamıştır. Antalya’da her toplantının, açılışın veya sanatsal etkinliğin belli siyasal gruplarca pay edildiği duygusuna kapılıyorum. Bu bir vehim değil, fazla değil bir ay içinde yapılanlara dönüp baktığınızda bunu görmek mümkün. Böyle tehlikeli oluşumun engellenmesi önce toplantıyı düzenleyenlere düşüyor sonra katılımcıların bunu açık protesto etmesi gerekir, en azından toplantıyı terk etmek gerekir.
Gelelim Kongrenin bana kazandırdıklarına; Öncelikle TUI CEO’su Michael Frenzel’ın sunumu, tam bir CEO sunumuydu. Verilere dayalı, abartısız ve ortaklığın iki taraf için ne anlama geldiğini, TUI’nin kendi gücünün ne olduğunu belirtirken, Türkiye’nin de gücünün büyüklüğünü ortaya koyması, önemliydi. Antalya Valisi Dr Ahmet Altıparmak’ın konuşmasındaki, tema da aynıydı. REWE Grubundan Sören Hartmann, çok açıklıkla Türkiye’nin turizmde geldiği noktada vazgeçilemeyecek bir destinasyon olduğunu belirterek, global kriz için herkesin dikkatli olmasına vurgu yaptı. Rus Pazarı için TUI Rusya Müdürü Chris Motterschead  pazarı değerlendirirken,  bazı tur operatörlerinin mali krizine dikkat çekti, “partnerinizi iyi seçin” uyarısı yaptı.
Kongrede bir birleriyle çelişen 3 piyasa araştırması vardı. Alman Turizm Araştırmaları Merkezi Başkanı Armin Vielhaber’in Türkiye İspanya İtalya karşılaştırmalı araştırması üzerinde çok durulup, düşünülmesi gereken sonuçlar içeriyordu. Özellikle Almanya’da, kaynağında yapılan bu çalışma sonuçları ile Akdeniz Üniversitesi’nin Antalya’da yaptığı araştırma, çok yerde çelişiyordu. Ama en garibi de Prof İsmail Tufan’ın sunduğu 60 yaş üstü turistler üzerindeki araştırması. Onlar Antalya’dan hiç memnun değiller. Hala kafama takıldı kaldı, madem memnun değiller neden bu kadar çok geliyorlar? Fal için söylenmiştir ama istatistik için de geçerlimi bilmiyorum ; Fala inanmayın ama falsız da kalmayın…
Bizden iki konuşmacının sunumu çok iyiydi. Bu güne kadar Türkiye’de turizmcilerin hiç konuşmadığı, küçümsediği ama dünyada son 3 yılda katıldığım her kongrede sunumların en ön sıralarında yer alan,  “Sosyal Medya” konusunda,  Elif Dağdeviren çarpıcı bir sunum yaptı. Sosyal Medya konusunda, turizm sektörü kesinlikle geniş bilgilendirme toplantısı yapmalı, bugünün ve geleceğin pazarlama, tanıtım trendine uzak kalmamalıdır. İkinci çarpıcı konuşmayı ETS’den Mehmet Ersoy, Türkiye’deki Tur Operatörlüğü sisteminde yapılması gerekenleri ve iç pazarın analizini yaptı. 1618 sayılı kanunda yapılacak değişikliklerde, tur operatörlüğü ile seyahat acentelerinin tıpkı Avrupa ülkelerindeki gibi ayrılması gerektiği bir kez daha ortaya çıktı. Umarım tekrar seçilen TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy da bunu kabul(!) eder ve engellemez.
Kongre Turizmi için konuşmacı olarak katılan Mustafa Gürbüz ve Ali Çalışkan, Antalya’daki Kongre Merkezi ve tarifeli uçak seferlerinin eksikliğine, haklı olarak dikkat çektiler. Ama buna karşın Antalya’nın “Uluslararası bir Kongre Destinasyonu” olduğunu ve 46 Uluslararası Kongrenin ve 100 e yaklaşan Ulusal Kongrenin yapıldığını, hele hele 2014 yılında Dünya Kongre Organizatötleri Örgütü (ICCA)nün Kongresinin Antalya’da yapılacağını unuttular. Antalya Kongre Bürosunun www.antalyaconvention.org sayfasının  Konferans Takvimi sayfasının incelenmesini ilgilenenlere tavsiye ederim. En azından Resort Turizm Kongresine ve yapıldığı salona haksızlık etmemiş oluruz…

<b>TurizmGazetesi.com</b><br>
RESORT TURİZM KONGRESİ’NİN ARDINDAN

3 Aralık 2011 günü Antalya’da pırıl, pırıl gökyüzü  20 derecenin üstünde sıcaklık, denizin ve Toros Dağlarının muhteşem manzarasını bırakıp, Talya Kongre Merkezinin terasından, salona girmek, zor geliyor insana. Turizm aşkı, yeni şeyler duymak ve öğrenmek ağır basıyor.
Açılış konuşmalarının uzun tutulmamasına özen gösterildi ama Dış Müzakereci Bakan Egemen Bağış, Kongreye katılan Eski Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı, AKP Antalya Milletvekili Menderes Türel için “Antalyalılar kıymetini şu an daha iyi anladılar, bazen bir musibet bir nasihatten iyidir” derken,  böyle kongrelerin “siyasi bir platform” olmadığını, sempati yaratabilecekken, antipatik olduğunu umarım anlamıştır. Antalya’da her toplantının, açılışın veya sanatsal etkinliğin belli siyasal gruplarca pay edildiği duygusuna kapılıyorum. Bu bir vehim değil, fazla değil bir ay içinde yapılanlara dönüp baktığınızda bunu görmek mümkün. Böyle tehlikeli oluşumun engellenmesi önce toplantıyı düzenleyenlere düşüyor sonra katılımcıların bunu açık protesto etmesi gerekir, en azından toplantıyı terk etmek gerekir.
Gelelim Kongrenin bana kazandırdıklarına; Öncelikle TUI CEO’su Michael Frenzel’ın sunumu, tam bir CEO sunumuydu. Verilere dayalı, abartısız ve ortaklığın iki taraf için ne anlama geldiğini, TUI’nin kendi gücünün ne olduğunu belirtirken, Türkiye’nin de gücünün büyüklüğünü ortaya koyması, önemliydi. Antalya Valisi Dr Ahmet Altıparmak’ın konuşmasındaki, tema da aynıydı. REWE Grubundan Sören Hartmann, çok açıklıkla Türkiye’nin turizmde geldiği noktada vazgeçilemeyecek bir destinasyon olduğunu belirterek, global kriz için herkesin dikkatli olmasına vurgu yaptı. Rus Pazarı için TUI Rusya Müdürü Chris Motterschead  pazarı değerlendirirken,  bazı tur operatörlerinin mali krizine dikkat çekti, “partnerinizi iyi seçin” uyarısı yaptı.
Kongrede bir birleriyle çelişen 3 piyasa araştırması vardı. Alman Turizm Araştırmaları Merkezi Başkanı Armin Vielhaber’in Türkiye İspanya İtalya karşılaştırmalı araştırması üzerinde çok durulup, düşünülmesi gereken sonuçlar içeriyordu. Özellikle Almanya’da, kaynağında yapılan bu çalışma sonuçları ile Akdeniz Üniversitesi’nin Antalya’da yaptığı araştırma, çok yerde çelişiyordu. Ama en garibi de Prof İsmail Tufan’ın sunduğu 60 yaş üstü turistler üzerindeki araştırması. Onlar Antalya’dan hiç memnun değiller. Hala kafama takıldı kaldı, madem memnun değiller neden bu kadar çok geliyorlar? Fal için söylenmiştir ama istatistik için de geçerlimi bilmiyorum ; Fala inanmayın ama falsız da kalmayın…
Bizden iki konuşmacının sunumu çok iyiydi. Bu güne kadar Türkiye’de turizmcilerin hiç konuşmadığı, küçümsediği ama dünyada son 3 yılda katıldığım her kongrede sunumların en ön sıralarında yer alan,  “Sosyal Medya” konusunda,  Elif Dağdeviren çarpıcı bir sunum yaptı. Sosyal Medya konusunda, turizm sektörü kesinlikle geniş bilgilendirme toplantısı yapmalı, bugünün ve geleceğin pazarlama, tanıtım trendine uzak kalmamalıdır. İkinci çarpıcı konuşmayı ETS’den Mehmet Ersoy, Türkiye’deki Tur Operatörlüğü sisteminde yapılması gerekenleri ve iç pazarın analizini yaptı. 1618 sayılı kanunda yapılacak değişikliklerde, tur operatörlüğü ile seyahat acentelerinin tıpkı Avrupa ülkelerindeki gibi ayrılması gerektiği bir kez daha ortaya çıktı. Umarım tekrar seçilen TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy da bunu kabul(!) eder ve engellemez.
Kongre Turizmi için konuşmacı olarak katılan Mustafa Gürbüz ve Ali Çalışkan, Antalya’daki Kongre Merkezi ve tarifeli uçak seferlerinin eksikliğine, haklı olarak dikkat çektiler. Ama buna karşın Antalya’nın “Uluslararası bir Kongre Destinasyonu” olduğunu ve 46 Uluslararası Kongrenin ve 100 e yaklaşan Ulusal Kongrenin yapıldığını, hele hele 2014 yılında Dünya Kongre Organizatötleri Örgütü (ICCA)nün Kongresinin Antalya’da yapılacağını unuttular. Antalya Kongre Bürosunun www.antalyaconvention.org sayfasının  Konferans Takvimi sayfasının incelenmesini ilgilenenlere tavsiye ederim. En azından Resort Turizm Kongresine ve yapıldığı salona haksızlık etmemiş oluruz…

Yorum Linki:
http://www.turizmgazetesi.com/articles/article.aspx?id=63975

İki kongrenin ardından… SEKTÖRÜ KİM TEMSİL EDİYOR?

Hafta sonunda biri Antalya biri İstanbul’da iki kongre vardı.
İstanbul’daki kongre, sektörün bir kesimini oluşturan seyahat acentelerinin meslek kuruluşunun, kısa adı TÜRSAB olan Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’nin 20. Genel Kurulu’ydu.
1618 sayılı yasa gereği buraya üye olmak mecburidir.
Aynı gün Antalya’da RESORT Dergisi’nin düzenlediği başka bir kongre vardı.
Orada seçim yoktu, orada sektör konuşuldu.
O kongreyi, üye olmanın mecburi olmadığı AKTOB’un yayın organı RESORT Dergisi düzenledi.
İki kongreyi aynı anda izleme olanağı yoktu.
Karşılaştırma yapabilmek için kongreleri izleyenleri dinleyerek gözlemlerini aldık.
Her iki kongreye katılanların ortak görüşü şuydu:
“Türkiye’de turizm sektörünü kimin temsil ettiğini bu iki kongreye bakarak söylemek mümkün.”
Bunu söyleyenler değerlendirmelerini neye dayandırıyordu?
Bir yerde kişisel hırs ve çıkar ötesinde hiçbir anlam taşımayan, bu nedenle de oy verme dışında sektör adına bir şeyin söylenmediği, bir şey duymayacağını bilenlerin de katılmadıkları, dolayısıyla yurtiçinden ve uluslararası alandan kimsenin itibar etmediği bir etkinlik.
Buraya katılanlar, Türkiye’de seyahat acenteliği ve tur operatörlüğü konusunun can alıcı sorunlarına ilişkin sektör ile ilgili bir görüş-değerlendirme duymak istiyordu.
Sektör ile ilgili değerlendirme ve öngörüler ise üyelik ve katılımın mecburi olmadığı halde yurtiçinden ve yurtdışından sektörün her kesiminden en tepe yöneticilerin katıldığı yer RESORT Turizm Kongresi’ndeydi.
Seyahat acenteliği mesleği, tur operatörlüğünün durumu ve geleceği ile ilgili en kapsamlı değerlendirmeler o etkinlikte ifade edildi, tartışıldı.
RESORT Turzim Kongresi’ne zaten seyahat acenteliği ve tur operatörlüğü kesiminin en büyükleri katıldı.
Katılanlar fıkra anlatıp anılarını aktarmadı.
Her konuşmacı bu kongre için dinleyicilerin merak ettiği konularla ilgili hazırladığı özel sunum ve konuşmalar yaptılar.
Aktörler öngörülerini sektörle paylaştılar.
Sektörün yasal olarak temsilcisi olan TÜRSAB, seyahat acenteleri ve resmi olarak böyle bir sıfatı olmasa da fiilen bu bu konumda olan tur operatörlerinin meslek kuruluşudur.
Mesleğin bu kesimini yurtiçinde ve yurtdışında temsil edenler, RESORT Kongresi’ndeydi. Ama bu alanın temsilcileri de meslek sorunları da TÜRSAB Kongresi’nde yoktu.
Oysa oraya gidenler doğal olarak bu konuyla ilgili sektöre ilişkin bir değerlendirme duymak istedi.
Ama yoktu.
Buna karşılık;
Incomingci bir ülke olarak Türkiye’de sektörün lokomotifi olan konaklama kesiminin yanında seyahat acentelerinin her kesimi ile yurtiçinden ve uluslararası alandan tur operatörlerinin en büyüklerinin en tepe yöneticileri RESORT Dergisi’nin Antalya’da gerçekleşirdiği kongredeydi.
Tek başına bu bile Türkiye’de turizm sektörünü kimin temsil ettiğini anlatmak için yeterlidir.
RESORT Dergisi, kısa adı AKTOB olan Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği’nin yayın organıdır.
AKTOB, temsil ettiği sektörün konaklama kesiminin bir bölgesi, Türkiye’nin turizm başkenti Antalya’yı aşıp artık Akdeniz’de bölge liderliğine giden sürecin başını çekiyor.
Bu, yalnız bir iyi niyet ve dilek değil, olgu ve veriler ile artık kanıtlanmıştır.
Bunun bir kanıtı da bu iki kongreden ortaya çıkan sonuçladır.
Adında ‘turizm’ olan bir makamın başındaki bakan katıldığı halde ve de düzenleyicisi yasal konumu nedeniyle mesleğin bir kesiminin resmi temsilcisi olduğu halde, TÜRSAB Kongresi, ne yazık ki kişisel hırs ve çıkarların ötesinde anlam taşımayan bir etkinlik haline geldiğinden buradan sektöre ilişkin bir fikir, görüş ,öngörü çıkmadı, çıkmıyor.
Antalya’daki RESORT Turizm Kongresi ise katılımcıları, toplantının ana teması,  oturum başlıkları konuşmacıları ile sektöre yol gösteren bir etkinlik olarak gerçekleşti.
Hafta sonundaki iki kongreyi bir de bu açıdan karşılaştırıp değerlendirmek gerekir.
Bunu anlamak için de özetleri turizmgazetesi.com’da başlıklar halinde yayınlanan RESORT Turizm Kongresi’nin katılımcılarının yaptıkarı konuşma ve sunumlar ile aynı gün TÜRSAB Kongresi’nde sektör ile ilgili kimlerin katıldığı ve ne konuşulduğuna bakmak yeterlidir.

<b>TurizmGazetesi.com</b><br>
İki kongrenin ardından… SEKTÖRÜ KİM TEMSİL EDİYOR?

Hafta sonunda biri Antalya biri İstanbul’da iki kongre vardı.
İstanbul’daki kongre, sektörün bir kesimini oluşturan seyahat acentelerinin meslek kuruluşunun, kısa adı TÜRSAB olan Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’nin 20. Genel Kurulu’ydu.
1618 sayılı yasa gereği buraya üye olmak mecburidir.
Aynı gün Antalya’da RESORT Dergisi’nin düzenlediği başka bir kongre vardı.
Orada seçim yoktu, orada sektör konuşuldu.
O kongreyi, üye olmanın mecburi olmadığı AKTOB’un yayın organı RESORT Dergisi düzenledi.
İki kongreyi aynı anda izleme olanağı yoktu.
Karşılaştırma yapabilmek için kongreleri izleyenleri dinleyerek gözlemlerini aldık.
Her iki kongreye katılanların ortak görüşü şuydu:
“Türkiye’de turizm sektörünü kimin temsil ettiğini bu iki kongreye bakarak söylemek mümkün.”
Bunu söyleyenler değerlendirmelerini neye dayandırıyordu?
Bir yerde kişisel hırs ve çıkar ötesinde hiçbir anlam taşımayan, bu nedenle de oy verme dışında sektör adına bir şeyin söylenmediği, bir şey duymayacağını bilenlerin de katılmadıkları, dolayısıyla yurtiçinden ve uluslararası alandan kimsenin itibar etmediği bir etkinlik.
Buraya katılanlar, Türkiye’de seyahat acenteliği ve tur operatörlüğü konusunun can alıcı sorunlarına ilişkin sektör ile ilgili bir görüş-değerlendirme duymak istiyordu.
Sektör ile ilgili değerlendirme ve öngörüler ise üyelik ve katılımın mecburi olmadığı halde yurtiçinden ve yurtdışından sektörün her kesiminden en tepe yöneticilerin katıldığı yer RESORT Turizm Kongresi’ndeydi.
Seyahat acenteliği mesleği, tur operatörlüğünün durumu ve geleceği ile ilgili en kapsamlı değerlendirmeler o etkinlikte ifade edildi, tartışıldı.
RESORT Turzim Kongresi’ne zaten seyahat acenteliği ve tur operatörlüğü kesiminin en büyükleri katıldı.
Katılanlar fıkra anlatıp anılarını aktarmadı.
Her konuşmacı bu kongre için dinleyicilerin merak ettiği konularla ilgili hazırladığı özel sunum ve konuşmalar yaptılar.
Aktörler öngörülerini sektörle paylaştılar.
Sektörün yasal olarak temsilcisi olan TÜRSAB, seyahat acenteleri ve resmi olarak böyle bir sıfatı olmasa da fiilen bu bu konumda olan tur operatörlerinin meslek kuruluşudur.
Mesleğin bu kesimini yurtiçinde ve yurtdışında temsil edenler, RESORT Kongresi’ndeydi. Ama bu alanın temsilcileri de meslek sorunları da TÜRSAB Kongresi’nde yoktu.
Oysa oraya gidenler doğal olarak bu konuyla ilgili sektöre ilişkin bir değerlendirme duymak istedi.
Ama yoktu.
Buna karşılık;
Incomingci bir ülke olarak Türkiye’de sektörün lokomotifi olan konaklama kesiminin yanında seyahat acentelerinin her kesimi ile yurtiçinden ve uluslararası alandan tur operatörlerinin en büyüklerinin en tepe yöneticileri RESORT Dergisi’nin Antalya’da gerçekleşirdiği kongredeydi.
Tek başına bu bile Türkiye’de turizm sektörünü kimin temsil ettiğini anlatmak için yeterlidir.
RESORT Dergisi, kısa adı AKTOB olan Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği’nin yayın organıdır.
AKTOB, temsil ettiği sektörün konaklama kesiminin bir bölgesi, Türkiye’nin turizm başkenti Antalya’yı aşıp artık Akdeniz’de bölge liderliğine giden sürecin başını çekiyor.
Bu, yalnız bir iyi niyet ve dilek değil, olgu ve veriler ile artık kanıtlanmıştır.
Bunun bir kanıtı da bu iki kongreden ortaya çıkan sonuçladır.
Adında ‘turizm’ olan bir makamın başındaki bakan katıldığı halde ve de düzenleyicisi yasal konumu nedeniyle mesleğin bir kesiminin resmi temsilcisi olduğu halde, TÜRSAB Kongresi, ne yazık ki kişisel hırs ve çıkarların ötesinde anlam taşımayan bir etkinlik haline geldiğinden buradan sektöre ilişkin bir fikir, görüş ,öngörü çıkmadı, çıkmıyor.
Antalya’daki RESORT Turizm Kongresi ise katılımcıları, toplantının ana teması,  oturum başlıkları konuşmacıları ile sektöre yol gösteren bir etkinlik olarak gerçekleşti.
Hafta sonundaki iki kongreyi bir de bu açıdan karşılaştırıp değerlendirmek gerekir.
Bunu anlamak için de özetleri turizmgazetesi.com’da başlıklar halinde yayınlanan RESORT Turizm Kongresi’nin katılımcılarının yaptıkarı konuşma ve sunumlar ile aynı gün TÜRSAB Kongresi’nde sektör ile ilgili kimlerin katıldığı ve ne konuşulduğuna bakmak yeterlidir.

TUI BAŞKANI FRENZEL, RESORT TURİZM KONGRESİ’NE KATILACAK

RESORT Turizm Kongresi’nin konuşmacıları belli oldu.
Kongreye TUI’nin lideri Dr. Michael Frenzel “keynot speakers” (başkonuşmacı) olarak katılıyor.
TUI lideri, 2012 yılına ilişkin beklentileri burada açıklayarak seyahat pazarına ilişkin değerlendirme yapacak.
Seyahat pazarlarındaki durum, aktörlerin planları, sektör ile ilişkili kesimlerin yöneticilerinin de katılacağı RESORT Turizm Kongresi’nde Türkiye’nin ‘turizm yol haritası’ çıkarılacak.
Kayıt yaptıranlar izleyebilecek
Yalnız kayıt yapanların izleyebileceği kongreye katılmak için katılım formunun doldurulup gönderilmesi gerekiyor.
TUI Başkanı Dr. Michael Frenzel’in RESORT Turizm Kongresi’ne katılımının çok önemli olduğunu belirten Kongre İcra Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, “Bu, dünya seyahat endüstrisi liderlerinin Türkiye’deki partnerlerine yaklaşımı ve sektörün profesyonellik düzeyini göstermesi bakımından önemlidir” dedi.
Kendi alanında bir ilk
Hacısüleyman, konuyla ilgili bilgi verirken şunları söyledi:
“RESORT Turizm Kongresi ile ilgili çalışmalar gayet iyi gidiyor.  Kongre ana teması, oturum başlıkları konu ve konuşmacıları ile kendi alanında bir ilk olacak.
RESORT Turizm Kongresi, ana teması, oturum konu ve başlıkları, konuşmacı ve katılımcıları ile Türkiye’nin uluslararası seyahat endüstrisi alanında artık bir aktör olduğunun tescilidir.
Frenzel’in katılacak olmasının anlamı
Sayın Dr. Michael Frenzel’in de kongreye katılacak olması da kendilerinin buna verdikleri önemi gösteriyor.
Dr. Frenzel’in kongreye katılacak olması tek başına önemli bir gelişme olduğu gibi bunun bir de seyahat endüstrisinde mevcut durum ve geleceğe ilişkin beklentiler konusunda herkesin bilgi paylaşımına ençok ihtiyaç duyduğu bir dönemde olması olayı daha da önemli hale getiriyor.
Sayın Frenzel’in de setörün durumunu değerlendirmesi ve geleceğe ilişkin öngörülerini Türkiye’de RESORT Dergisi’nin bu platformundan seslenerek, paylaşacak olması ayrıca memnuniyet vericidir.”
RESORT Turizm Kongresi katılım formu  için >>>tıklayın
Ek bilgi için Yelda Karaca
Tel: 242-321 39 94, Fax: 242-321 39 95
e-posta: yelda.karaca@aktob.org.tr

<b>TurizmGazetesi.com</b><br>
RESORT Turizm Kongresi’nin konuşmacıları belli oldu.
Kongreye TUI’nin lideri Dr. Michael Frenzel “keynot speakers” (başkonuşmacı) olarak katılıyor.
TUI lideri, 2012 yılına ilişkin beklentileri burada açıklayarak seyahat pazarına ilişkin değerlendirme yapacak.
Seyahat pazarlarındaki durum, aktörlerin planları, sektör ile ilişkili kesimlerin yöneticilerinin de katılacağı RESORT Turizm Kongresi’nde Türkiye’nin ‘turizm yol haritası’ çıkarılacak.
Kayıt yaptıranlar izleyebilecek
Yalnız kayıt yapanların izleyebileceği kongreye katılmak için katılım formunun doldurulup gönderilmesi gerekiyor.
TUI Başkanı Dr. Michael Frenzel’in RESORT Turizm Kongresi’ne katılımının çok önemli olduğunu belirten Kongre İcra Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, “Bu, dünya seyahat endüstrisi liderlerinin Türkiye’deki partnerlerine yaklaşımı ve sektörün profesyonellik düzeyini göstermesi bakımından önemlidir” dedi.
Kendi alanında bir ilk
Hacısüleyman, konuyla ilgili bilgi verirken şunları söyledi:
“RESORT Turizm Kongresi ile ilgili çalışmalar gayet iyi gidiyor.  Kongre ana teması, oturum başlıkları konu ve konuşmacıları ile kendi alanında bir ilk olacak.
RESORT Turizm Kongresi, ana teması, oturum konu ve başlıkları, konuşmacı ve katılımcıları ile Türkiye’nin uluslararası seyahat endüstrisi alanında artık bir aktör olduğunun tescilidir.
Frenzel’in katılacak olmasının anlamı
Sayın Dr. Michael Frenzel’in de kongreye katılacak olması da kendilerinin buna verdikleri önemi gösteriyor.
Dr. Frenzel’in kongreye katılacak olması tek başına önemli bir gelişme olduğu gibi bunun bir de seyahat endüstrisinde mevcut durum ve geleceğe ilişkin beklentiler konusunda herkesin bilgi paylaşımına ençok ihtiyaç duyduğu bir dönemde olması olayı daha da önemli hale getiriyor.
Sayın Frenzel’in de setörün durumunu değerlendirmesi ve geleceğe ilişkin öngörülerini Türkiye’de RESORT Dergisi’nin bu platformundan seslenerek, paylaşacak olması ayrıca memnuniyet vericidir.”
RESORT Turizm Kongresi katılım formu  için >>>tıklayın
Ek bilgi için Yelda KaracaTel: 242-321 39 94, Fax: 242-321 39 95e-posta: yelda.karaca@aktob.org.tr

Haber Linki: http://www.turizmgazetesi.com/news/news.aspx?id=63413

RESORT TURİZM KONGRESİ,26-28 KASIM’DA ANTALYA’DA YAPILACAK

Her yıl 26-28 Kasım tarihlerinde Antalya’da yapılacak olan kongrenin tanıtımı için düzenlenen basın toplantısına; AKTOB Başkanı Sururi Çorabatır, Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Hacısüleyman ve Resort Dergisi Editörü Fehmi Köfteoğlu katıldı.
Hacısüleyman: Gelecek vizyonları konuşulacak
Akdeniz Turistik Otelciler Birliği (AKTOB) ile Ekin Grubu tarafından hazırlanan, turizm yatırımcı ve işletmecilerinin takip ettiği RESORT Dergisi tarafından düzenlenecek olan uluslar arası RESORT TURİZM KONGRESİ’nin tanıtımı Antalya’da AKTOB merkez binasında yapıldı.
Kongrenin organizasyonu hakkında açıklamalarda bulunan AKTOB Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Hacısüleyman, “Bu kongre kendi alanında bir ilki gerçekleştirecek. Burada bölgesel ve dar çerçeve değil Türkiye ve dünya turizminde öne çıkan eğilimler ile gelecek vizyonları ele alınacak. Turizm yatırımcıları ve yöneticiler, bu kongrede gördükleri gelecek vizyonları ile karar alma süreçlerini destekleyecekler” dedi.
Sektörün 9 yıldır yayında olan Resort Dergisi ile bu vizyona yabancı olmadığını da söyleyen Hacısüleyman, “Bu kongrede alışılmış yorum ve analizlerden sıyrılarak talep ve arz cephesindeki trendler ile turizmin sosyal boyutlarının da gerçekte ne olduğu, nereye evrildiği gibi ana konular ele alınıp tartışılacak” değerlendirmesinde bulundu.
Her yıl bu kongre ile birlikte turizmin sosyal ve iktisadi boyutlarını sergileyen bir araştırmanın da açıklanacağını vurgulayan Hacısüleyman, “Bu analizlerde yalnızca rakamlar değil, konuların içeriği, turizmde, sektörlerde ve toplumda bunun yansımalarının neler olduğu da ortaya konacak” dedi.
Köfteoğlu: Gerçek anlamda bir turizm kongresi olacak
Resort Dergisi ve yapılacak Resort Turizm Kongresi hakkında değerlendirmelerde bulunan Resort Dergisi Editörü Fehmi Köfteoğlu da 9 yıldır yayında olan Resort Dergisi’nin bir kurum dergisi olmaktan öte Türkiye turizminin yayın organı olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
“Dolayısıyla Resort, sektörün sözcüsüdür. Bu yayında turizmin her bir alanı temsil ediliyor. Bu yanıyla Resort, sektörden beslenen ve sektörü besleyen bir niteliğe sahiptir. Aynı zamanda neler yaşandığını ve nelerin yapılması gerektiğini de işleyen Resort Dergisi, gerçekleştireceği bu kongre ile de bu özelliliğini uluslar arası boyuta taşıyacaktır.”
İlki bu yıl yapılacak olan uluslar arası Resort Turizm Kongresi’nin derginin kimliği ile da yakından ilgili olduğunun altını çizen Köfteoğlu, “Bu kongrenin farkı; gerçek anlamda bir turizm kongresi olmasıdır. Bu anlamda geleceğe yönelik beklenti ve vizyonlar için gerçekçi bir pencere açmak istiyoruz.”
Çorabatır: Turizme katkısı büyük olacak
Her yıl 26-28 Kasım tarihlerinde Antalya’da yapılacak olan kongreye binden fazla katılımcının geleceğini belirten AKTOB Başkanı Sururi Çorabatır, turizmle ilgili firma be kuruluşların yanı sıra Bakanlılar düzeyinde de yüksek oranda katılım beklediklerini vurgulayarak, “Tüm kesimlerin sesini duyurduğu Resort Dergisi’nin böylesine bir uluslar arası organizasyona ev sahipliği yapacak olması hem Türkiye hem de Antalya özelinde büyük katkılar yapacaktır. Biz AKTOB yönetimi olarak elimizden gelen katkıyı sunacağız” dedi.

Her yıl 26-28 Kasım tarihlerinde Antalya’da yapılacak olan kongrenin tanıtımı için düzenlenen basın toplantısına; AKTOB Başkanı Sururi Çorabatır, Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Hacısüleyman ve Resort Dergisi Editörü Fehmi Köfteoğlu katıldı.
Hacısüleyman: Gelecek vizyonları konuşulacak
Akdeniz Turistik Otelciler Birliği (AKTOB) ile Ekin Grubu tarafından hazırlanan, turizm yatırımcı ve işletmecilerinin takip ettiği RESORT Dergisi tarafından düzenlenecek olan uluslar arası RESORT TURİZM KONGRESİ’nin tanıtımı Antalya’da AKTOB merkez binasında yapıldı.

Kongrenin organizasyonu hakkında açıklamalarda bulunan AKTOB Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Hacısüleyman, “Bu kongre kendi alanında bir ilki gerçekleştirecek. Burada bölgesel ve dar çerçeve değil Türkiye ve dünya turizminde öne çıkan eğilimler ile gelecek vizyonları ele alınacak. Turizm yatırımcıları ve yöneticiler, bu kongrede gördükleri gelecek vizyonları ile karar alma süreçlerini destekleyecekler” dedi.

Sektörün 9 yıldır yayında olan Resort Dergisi ile bu vizyona yabancı olmadığını da söyleyen Hacısüleyman, “Bu kongrede alışılmış yorum ve analizlerden sıyrılarak talep ve arz cephesindeki trendler ile turizmin sosyal boyutlarının da gerçekte ne olduğu, nereye evrildiği gibi ana konular ele alınıp tartışılacak” değerlendirmesinde bulundu.

Her yıl bu kongre ile birlikte turizmin sosyal ve iktisadi boyutlarını sergileyen bir araştırmanın da açıklanacağını vurgulayan Hacısüleyman, “Bu analizlerde yalnızca rakamlar değil, konuların içeriği, turizmde, sektörlerde ve toplumda bunun yansımalarının neler olduğu da ortaya konacak” dedi.

Köfteoğlu: Gerçek anlamda bir turizm kongresi olacak

Resort Dergisi ve yapılacak Resort Turizm Kongresi hakkında değerlendirmelerde bulunan Resort Dergisi Editörü Fehmi Köfteoğlu da 9 yıldır yayında olan Resort Dergisi’nin bir kurum dergisi olmaktan öte Türkiye turizminin yayın organı olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
“Dolayısıyla Resort, sektörün sözcüsüdür. Bu yayında turizmin her bir alanı temsil ediliyor. Bu yanıyla Resort, sektörden beslenen ve sektörü besleyen bir niteliğe sahiptir. Aynı zamanda neler yaşandığını ve nelerin yapılması gerektiğini de işleyen Resort Dergisi, gerçekleştireceği bu kongre ile de bu özelliliğini uluslar arası boyuta taşıyacaktır.”

İlki bu yıl yapılacak olan uluslar arası Resort Turizm Kongresi’nin derginin kimliği ile da yakından ilgili olduğunun altını çizen Köfteoğlu, “Bu kongrenin farkı; gerçek anlamda bir turizm kongresi olmasıdır. Bu anlamda geleceğe yönelik beklenti ve vizyonlar için gerçekçi bir pencere açmak istiyoruz.”
Çorabatır: Turizme katkısı büyük olacak

Her yıl 26-28 Kasım tarihlerinde Antalya’da yapılacak olan kongreye binden fazla katılımcının geleceğini belirten AKTOB Başkanı Sururi Çorabatır, turizmle ilgili firma be kuruluşların yanı sıra Bakanlılar düzeyinde de yüksek oranda katılım beklediklerini vurgulayarak, “Tüm kesimlerin sesini duyurduğu Resort Dergisi’nin böylesine bir uluslar arası organizasyona ev sahipliği yapacak olması hem Türkiye hem de Antalya özelinde büyük katkılar yapacaktır. Biz AKTOB yönetimi olarak elimizden gelen katkıyı sunacağız” dedi.

Haber Linki: http://www.turizmgazetesi.com/news/news.aspx?id=53894

RESORT TURİZM KONGRESİ BAŞLIYOR

Dünya turizminin dev kuruluşlarından TUI Yönetim Kurulu Başkanı Michael Frenzel ile Avrupa pazarın en büyük ikinci grubu olan Rewe’nin CEO’su Sören Hartmann’ın katılacağı RESORT TURİZM KONGRESİ 3 Aralık’ta Antalya Talya Convention Center’da yapılacak.
2 Aralık akşamı Antalya Lara’daki Concorde De Luxe Resort Hotel & Spa’da verilecek kokteyl prolongeye ile kongre katılımcıları ve turizmciler bir araya gelecek.
Dünya turizminin iki devi;  TUI lideri Michael Frenzel ve Rewe CEO’su Sören Hartmann  2012 mesajlarını 3 Aralık’ta Talya Convention Center’da yapılacak olan RESORT Turizm Kongresi’nden verecek.
Almanya Turizm Araştırmaları Merkezi’nin hazırladığı ‘Türkiye-İtalya-İspanya Ülkelerinin Karşılaştırmalı İmaj ve Rekabet Üstünlükleri Raporu’ da ilk kez RESORT Turizm Kongresi’nde açıklanacak.
RESORT Turizm Kongresi Moderatörü Yusuf Hacısüleyman “Dünya turizm hardeketinin iki devinin liderleri bu kongreye katılıyor. Pazarın en büyük iki aktörünün 2012 mesajlarını Türkiye’den verecek. Bu Türkiye’nin turizmde geldiği düzeyin göstergesidir” dedi.
Kongre’de turizmin bugünkü durum değerlendirilirken, 2012 beklentileri açıklanacak ve sektörün yol haritası çıkarılacak.
Kongreye katılacak olan dünya turizminin iki devi TUI ve Rewe Avrupa pazarının yüzde 40’ından fazlasını ellerinde bulunduruyor.
TUI Yönetim Kurulu Başkanı Michael Frenzel ile ve Rewe CEO’su Sören Hartmann’ın da sunum yapacakları RESORT Turizm Kongresi’nde; Türkiye’nin turizmde en büyük iki pazarı Almanya ve Rusya’daki durum ele alınıp değerlendirilecek.
Bu oturuma TUI Rusya Müdürü Chris Mottershead ve Coral Genel Müdürü Coşkun Yurt katılacak.
Kongrede ayrıca ihmal edilen iç turizm pazarı ile ilgili olarak ETS Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ersoy da bir sunum yapacak.
‘Türkiye-İspanya-İtalya ülkelerinin Turizm İmajı ve Karşılaştırmalı Rekabet Üstünlükleri Raporu’ da ilk kez kongrede açıklanacak.
RESORT Turizm Kongresi’nde ayrıca  turizm eski bakanlarından Bahattin Yücel, Paul Schwaiger, Prof. Dr. Şükrü Kızılot, ATSO Başkanı Çetin Osman Budak, TÜROFED 2. Başkanı Osman Ayık, Mustafa Gürbüz, Ali Çalıskan ile  Prof.Dr. İsmail Tufan ve  katılacak.

Gün Programı (Detay için resme tıklayınız!)

RESORT TURİZM KONGRESİ BAŞLIYOR
Dünya turizminin dev kuruluşlarından TUI Yönetim Kurulu Başkanı Michael Frenzel ile Avrupa pazarın en büyük ikinci grubu olan Rewe’nin CEO’su Sören Hartmann’ın katılacağı RESORT TURİZM KONGRESİ 3 Aralık’ta Antalya Talya Convention Center’da yapılacak.
2 Aralık akşamı Antalya Lara’daki Concorde De Luxe Resort Hotel & Spa’da verilecek kokteyl prolongeye ile kongre katılımcıları ve turizmciler bir araya gelecek.
Dünya turizminin iki devi;  TUI lideri Michael Frenzel ve Rewe CEO’su Sören Hartmann  2012 mesajlarını 3 Aralık’ta Talya Convention Center’da yapılacak olan RESORT Turizm Kongresi’nden verecek.

Almanya Turizm Araştırmaları Merkezi’nin hazırladığı ‘Türkiye-İtalya-İspanya Ülkelerinin Karşılaştırmalı İmaj ve Rekabet Üstünlükleri Raporu’ da ilk kez RESORT Turizm Kongresi’nde açıklanacak.
RESORT Turizm Kongresi Moderatörü Yusuf Hacısüleyman “Dünya turizm hardeketinin iki devinin liderleri bu kongreye katılıyor. Pazarın en büyük iki aktörünün 2012 mesajlarını Türkiye’den verecek. Bu Türkiye’nin turizmde geldiği düzeyin göstergesidir” dedi.
Kongre’de turizmin bugünkü durum değerlendirilirken, 2012 beklentileri açıklanacak ve sektörün yol haritası çıkarılacak.
Kongreye katılacak olan dünya turizminin iki devi TUI ve Rewe Avrupa pazarının yüzde 40’ından fazlasını ellerinde bulunduruyor.
TUI Yönetim Kurulu Başkanı Michael Frenzel ile ve Rewe CEO’su Sören Hartmann’ın da sunum yapacakları RESORT Turizm Kongresi’nde; Türkiye’nin turizmde en büyük iki pazarı Almanya ve Rusya’daki durum ele alınıp değerlendirilecek.
Bu oturuma TUI Rusya Müdürü Chris Mottershead ve Coral Genel Müdürü Coşkun Yurt katılacak.
Kongrede ayrıca ihmal edilen iç turizm pazarı ile ilgili olarak ETS Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ersoy da bir sunum yapacak.
‘Türkiye-İspanya-İtalya ülkelerinin Turizm İmajı ve Karşılaştırmalı Rekabet Üstünlükleri Raporu’ da ilk kez kongrede açıklanacak.
RESORT Turizm Kongresi’nde ayrıca  turizm eski bakanlarından Bahattin Yücel, Paul Schwaiger, Prof. Dr. Şükrü Kızılot, ATSO Başkanı Çetin Osman Budak, TÜROFED 2. Başkanı Osman Ayık, Mustafa Gürbüz, Ali Çalıskan ile  Prof.Dr. İsmail Tufan ve  katılacak.

Haber Linki: http://www.turizmgazetesi.com/news/news.aspx?id=63879

Dr. Michael Frenzell – (Ana Konuşmacı) TUI AG Yönetim Kurulu Başkanı

Sehr geehrter Herr Minister, meine sehr geehrten Damen und Herren, sehr geehrte Geschäftspartner,
Ich freue mich außerordentlich, heute bei Ihnen zu sein und bedanke mich bei den Organisatoren für die Einladung zu diesem Touristikkongress in der Türkei.
Jeder von uns verbindet seine eigenen Vorstellungen und Assoziationen mit dem Thema Tourismus, sei es aus beruflichen Gründen oder durch private Reiseerfahrungen.

Vor dem Hintergrund eines globalen Tourismus entstehen kontinuierlich neue Chancen und Herausforderungen. Die Türkei spielt in diesem Entwicklungssfeld auf Basis ihrer geographischen Lage, der kulturellen Vielfalt und der Bekanntheit bei Urlaubern aus aller Welt eine außergewöhnlich starke und bedeutende Rolle. Die lokale Touristik Industrie ist heutzutage gleichermaßen Ausgangspunkt als auch Ergebnis einer zielgerichteten und sehr erfolgreichen strategischen Entwicklung, die auf Basis einer starken Partnerschaft über die letzten Jahrzehnte gewachsen ist.
„Strategische Partnerschaft als Basis für profitables und nachhaltiges Wachstum“ ist dementsprechend auch der Titel meines heutigen Vortrages.
Meine sehr verehrten Damen und Herren – ich lade Sie daher im Sinne einer Partnerschaft herzlich ein, mir im Folgenden von den frühen Anfängen des Tourismus bis hin zu aktuellsten Entwicklungen mit Blick auf die Destination Türkei zu folgen.

Sehr geehrter Herr Minister, meine sehr geehrten Damen und Herren, sehr geehrte Geschäftspartner,Ich freue mich außerordentlich, heute bei Ihnen zu sein und bedanke mich bei den Organisatoren für die Einladung zu diesem Touristikkongress in der Türkei.Jeder von uns verbindet seine eigenen Vorstellungen und Assoziationen mit dem Thema Tourismus, sei es aus beruflichen Gründen oder durch private Reiseerfahrungen.Vor dem Hintergrund eines globalen Tourismus entstehen kontinuierlich neue Chancen und Herausforderungen. Die Türkei spielt in diesem Entwicklungssfeld auf Basis ihrer geographischen Lage, der kulturellen Vielfalt und der Bekanntheit bei Urlaubern aus aller Welt eine außergewöhnlich starke und bedeutende Rolle. Die lokale Touristik Industrie ist heutzutage gleichermaßen Ausgangspunkt als auch Ergebnis einer zielgerichteten und sehr erfolgreichen strategischen Entwicklung, die auf Basis einer starken Partnerschaft über die letzten Jahrzehnte gewachsen ist.


Ein Blick zurück auf die Entwicklung der weltweiten Ankünfte offenbart die Schlüsselrolle, die die Touristik in unserer globalisierten Welt innehat, und verdeutlicht den robusten Wachstumspfad, der die Touristikindustrie bereits seit den Anfängen der 90er Jahre kennzeichnet.

Aus Basis der offiziellen Zahlen der UNWTO ist die Anzahl der Ankünfte weltweit ausgehend von einem Niveau von 528 Mio. Ankünften im Jahr 1995 auf aktuell über 940 Mio. Ankünfte im Jahr 2010 angestiegen.

Die Prognosen gehen davon aus, dass im Jahr 2015 über 1,1 Mrd. Ankünfte weltweit registriert werden.

Die globale Touristikindustrie wächst damit im gewogenen Durchschnitt jedes Jahr mit knapp 4% und dies unabhängig von exogenen Effekten, die zwar durchaus temporäre Nachfragerückgänge auslösen, die Wachstumsdynamik aber insgesamt nicht aufgehalten geschweige denn gebrochen haben.

Mit Blick auf die Bedeutung der Touristikindustrie für die Türkei lässt sich anhand der WTTC Statistiken ebenfalls ablesen, welchen Beitrag diese für das Bruttoinlandsprodukt und die Anzahl der Beschäftigten insgesamt leistet.

Ein Anteil zum Bruttoinlandsprodukt in Höhe von knapp 50 Mrd. Türkische Lira – dies sind knapp 20 Mrd. EUR – lässt sich direkt der Touristikindustrie zuordnen. Weitere 48 Mrd. Türkische Lira werden indirekt durch die Touristikindustrie erwirtschaftet und nochmals 24 Mrd. Türkische Lira werden darüber hinaus durch diese induziert.

Mit Fokus auf Arbeitskräfte und die Anzahl der Beschäftigung lassen sich auf dieser Basis ca. 503.000 Beschäftigte der Touristikindustrie direkt zuordnen. Weitere 907.000 Beschäftigte werden indirekt und nochmals 464.000 Beschäftigte darüber hinaus durch die Touristik in verwandten und nahen Branchen induziert.

-Wenn man sich die Entwicklung der drei relevanten touristischen Märkte für Business und Leisure aus der Perspektive Inbound, Outbound und Domestic im Zeitraum 2005 – 2015 auf Basis der Anzahl der Reisen ansieht, dann verzeichnen vor allem die Ankünfte in der Türkei und auch die inländischen Reisen ein überdurchschnittlich hohes Wachstumstempo von 7 % im gewogenen Durchschnitt.

Mit Blick auf private Urlaubsreisen vollzieht sich dieses Wachstum in beiden Fällen ausgehend von einem sehr hohen Niveau von 27 Millionen ankommenden Reisenden im Jahr 2011 bzw. 19 Millionen Leisure Inlandsreisen im Jahr 2011.

Darüber hinaus wird die Türkei auch als Outboundmarkt mit einem prognostizierten durchschnittlichen Wachstum von knapp 5 % p.a. an Bedeutung gewinnen.

Wenn wir uns die Bedeutung der Türkei als Destination für die jährlich wiederkehrenden Gäste aus den touristischen Quellmärkten im Detail anschauen wird ebenfalls noch einmal deutlich, dass die Destination Türkei durch eine sehr exponierte Lage gekennzeichnet ist.

-Durch die einzigartige geographische Lage der Türkei ist diese sowohl für Geschäfts- als auch Privatreisende von außerordentlichem Interesse.

Die knapp 32 Millionen Reisenden, die im Jahr 2011  die Türkei besuchten kamen zu  50% aus 5 wichtigen Quellmärkten:

Deutschland

Russland

UK

Iran und

Bulgarien.

Auf Basis der Zukunftsprognosen kann man davon ausgehen, dass diese 5 Länder auch im Jahr 2015 zu den wichtigsten Quellmärkten zählen werden. Dabei wird sich der Anteil und damit auch die Bedeutung der Reisenden aus Russland, Iran und UK jeweils nochmals leicht erhöhen und Deutschland weiter der wichtigste Partner bleiben.

-Dabei darf der selbstkritische Blick zur Seite ebenfalls nicht vergessen werden.

Die Türkei steht natürlich im Wettbewerb der touristischen Destinationen um die Gunst der Reiseausgaben der Kunden.

Im direkten Vergleich werden auf Basis der UNWOT Daten in 2010 knapp 771 USD im Durchschnitt pro Ankunft in der Destination Türkei ausgegeben. Dies ist tendenziell leicht unter dem Durchschnitt der Top 15 Destinationen.

Dies begründet sich einerseits natürlich in der Fluganbindung der Destination,  der Verweildauer der Gäste und Ihrer Ausgabenbereitschaft.

Insgesamt ist die Türkei nicht nur unter deutschen Kunden als eine Urlaubsdestination mit einem sehr guten Preis-Leistungsverhältnis bekannt.

Die zentrale Frage ist jedoch auch, wie sich die Türkei zukünftig auch gegenüber neueren Trends und andersartigen Herausforderungen als Destination positionieren möchte.

Wie jede andere touristischen Destination muss sich auch die Türkei steigenden Herausforderungen wie u.a.:

dem weiteren Ausbau von Hotelkapazitäten in allen Destinationen,

neuen Konzepten wie z.B. der insgesamt rasant steigenden Nachfrage nach Kreuzfahrtprodukten oder

neuen Wegen der Kunden in die Destination wie z.B. auf Basis getätigter Privatinvestitionen in Feriendomizile

stellen.

Hier gilt es, die inhaltliche Richtung und Position der Türkei als Destination klar zu bestimmen und konsistent gegenüber Kunden und Geschäftspartner zu kommunizieren.

–Die Türkei hat als touristische Destination das Ziel bis zum Jahr 2023 unter die Top 5 aufzusteigen. Ein sehr anspruchsvolles Ziel!

Aus Sicht der TUI verfolgt das türkische Ministerium für Kultur und Tourismus unter der Verantwortung von Herrn Minister Günay mit der zielgerichteten Umsetzung der Touristikstrategie 2023 einen sehr  vielversprechenden Weg, um diese Ziel nachhaltig zu erreichen. Eine Einschätzung die auch von weiteren Fachleuten vor allem mit Blick auf den konsequenten Umsetzungswillen geteilt wird.

Tourismus durch die kulturelle Vielfalt gezielt anzureichern ist ein erfolgreicher Schlüssel, um abseits der klassischen Erfolgsfaktoren eines Urlaubs wie vor allem Sonne und schöne Strände den Tourismus gezielt weiter in die türkischen Provinzen zu tragen. Dies zeigen erfolgreiche Beispiele in anderen Destinationen wie u.a. in Italien, Frankreich oder auch Spanien.

Die historischen Kulturstätten, architektonische Denkmäler, die gastronomische Vielfalt und Kunst und Musikkultur sind aus Kundensicht derzeit noch nicht vollständig erschlossen.

-Dies zeigen auch die kontinuierlichen Marktbefragungen, die wir auf Basis unserer eigenen Marktforschung mit Blick auf das Image der verschiedenen touristischen Destinationen durchführen.

Aus Kundensicht stellen:

das Preis-Leistungsverhältnis,

kulturelle Sehenswürdigkeiten und

schöne Landschaften

die drei wichtigsten Stärken der Türkei dar. Auf diesen Stärken baut die Strategie 2023 bereits auf. Verbesserungspotentiale, die aus Kundensicht bestehen, stellen dagegen vor allem auf die Aspekte:

Nachhaltigkeit,

Spaß in der Destination (authentisches Umfeld sollte beim Ausbau von All Inclusive (heute: 80% des Angebots) nicht aus den Augen verloren werden!) sowie

Stabilität in der Destination  ab.

10

Lassen Sie mich dabei zunächst auf den Aspekt der Nachhaltigkeit eingehen:

Wer sich innerhalb der Tourismusindustrie aktiv engagiert weiß, dass eine intakte Umwelt die Voraussetzung für jedes faszinierende Ferienerlebnis ist und dadurch die Existenzgrundlage des Tourismus bedeutet. Kein anderer global tätiger Wirtschaftszweig ist so stark von sauberem Wasser, unversehrten Stränden, reiner Luft und intakter Natur abhängig wie der Tourismus.

In der Welt der TUI sind wir der festen Überzeugung, dass nur ein aktives Umweltmanagement, das durch eine Ressourceneffizienz, Weitsicht und ausgeprägtes Umweltbewusstsein gekennzeichnet ist, einen nachhaltigen Tourismus ermöglicht. Vor allem in den Urlaubsdestinationen muss hier eine aktive Diskussion über den Umweltschutz von allen Beteiligten gemeinsam geführt werden.

Nachhaltiger Tourismus und aktives Umweltmanagement bedingen sich nach unserer Philosophie gegenseitig und sind für sich allein genommen kein Selbstzweck.

– Fortsetzung nächste Seite –

Die TUI als europäischer Qualitätsführer hat dies bereits früh erkannt und schon 1990 als erstes touristisches Unternehmen überhaupt einen Umweltbeauftragten institutionalisiert.

Nachhaltigkeit ist vor diesem Hintergrund auch heute schon ein entscheidender Wettbewerbsvorteil, wenn es darum geht, die „Kundenbuchung“ zum eigenen Vorteil zu gewinnen.

Darüber hinaus steht die Einzigartigkeit der Reiseerlebnisse aus Kundensicht zunehmend im Mittelpunkt.

Das alte Sprichwort von Matthias Claudius, einem deutschen Dichter (1740-1815),  „Wenn jemand eine Reise tut, so kann er was erzählen“ gilt auch weiterhin. Nur die Inhalte des Erzählten haben mittlerweile an Facettenreichtum gewonnen.

Ein Aufenthalt in einem schönen Hotel am Strand, ein hervorragendes Wetter oder All-Inclusive sind nicht mehr allein die Aspekte, die unsere Kunden in der eigenen Heimat mit Familie, Freunden und Bekannten direkt oder im Internet thematisieren. Das Thema Reisen und Reiseerlebnisse haben sich vielmehr zu einer sozialen Gesprächswährung weiterentwickelt.

– Fortsetzung nächste Seite –

Außergewöhnliche Reiseerlebnisse stehen hierbei im Mittelpunkt:

Was hat der Kunde erlebt und gelernt?

Welche neuen Entdeckungen wurden gemacht?

Reisen ist dadurch ein zentrales Thema – Ausdruck des Lifestyles – unserer gemeinsamen Kunden.

Hier gilt es, die touristische Vielfalt und den Reichtum der Türkei als Ausgangsbasis für derartige Kundenerlebnisse noch stärker zu nutzen und den Urlaubsaufenthalt in der Destination als Chance zu begreifen, um diesen gezielt mit dem Erlebnisreichtum der Destination zu vernetzen.

So ist z.B. Istanbul heutzutage tein spürbar neuer Puls der Türkei und bietet als Lifestylestadt weiteres touristisches Wachstumspotential. Gleichermaßen sind die Potentiale der kleinasisatischen Küstenlandschaften sicherlich noch nicht vollständig erschlossen.

Auch die Politik kann einen aktiven Partnerbeitrag zur Gestaltung eines zukunftsweisenden Tourismus leisten. Sie sollte die geeigneten Rahmenbedingungen setzen, die den Tourismus nachhaltig fördern.

Der Aus- und Aufbau einer touristischen Infrastruktur ist eine Grundvoraussetzung für die Erschließung vorhandener Urlaubspotentiale. Die sehr gute Flughafenanbindung in Antalya ist u.a. einer der Erfolgsfaktoren, die sich bietenden Reisepotentiale gezielt zu erschließen.

Ebenso ist die Politik in der Verantwortung, die Stellschrauben zur Förderung des Investitionsklimas und des privaten Konsums im Rahmen einer ausgewogenen Unternehmens- und Einkommenssteuerpolitik sinnvoll zu justieren. Mit Weitsicht sollten hier Urlaubsdestinationen entwickelt und nicht – wie in einigen Destinationen geschehen – irreversible Bausünden begangen werden.

– Fortsetzung nächste Seite –

Reisen ist zudem nur möglich, wenn Mobilitätsschranken abgebaut werden. Pragmatische Ein- und Ausreisebestimmungen sind daher erforderlich, wenn der Tourismus weiter vorangetrieben werden soll. Die Türkei ist ein sehr gutes Beispiel dafür, wie Kunden aus Quellmärkten in Europa, Russland / GUS und der arabischen Welt erfolgreich Zugang zu Reiseerlebnissen gewährt wird.

Zu guter letzt liegt es in der Hand der Politik, eine politische Kontinuität und Stabilität zu schaffen, die ein unbeschwertes Reisen zwischen verschiedenen Ländern überhaupt erst ermöglicht.

Selbstverständlich stand und steht auch die Welt der TUI der Türkei als starker Partner zur Seite, wenn es darum geht, die abgesteckten touristischen Zielsetzungen zu erreichen und zusätzliche Wachstumspotentiale zu erschließen. Ich sage mit Stolz, dass unsere Partnerschaft mittlerweile seit über 40 Jahren von einem beeindruckenden Erfolg gekennzeichnet ist.

Im Jahr 1967 empfing die Türkei die ersten TUI Gäste. Damals noch in einer sehr überschaubaren Anzahl von knapp über 2000 Gästen.

Im Rahmen der Zusammenarbeit wurde die Partnerschaft in den Jahren zudem entlang der kompletten touristischen Wertschöpfungskette optimiert:

die heutige Incomingagentur Tantur wurde im Jahr 1976 gegründet und im Jahr 1989 stieg die TUI damals mit zunächst 50% ein,

eine eigene Charterfluganbindung ist seit Mitte der 80er Jahre Standard.

Im Jahr 2011 fanden über 2,1 Millionen TUI Gäste über unsere eigenen Reiseveranstalter und Vertriebspartner den Weg in die Türkei.

Die „Welt der TUI“ versteht sich in diesem Zusammenhang mit einer breit aufgestellten Basis in Europa aber auch neuen Quellmärkten in Russland/GUS und China als touristischer Partner, der sowohl in den Quellmärkten als auch in der Destination selbst stark verwurzelt ist.

So ermöglichen unsere 6 europäischen Fluglinien eine engmaschige Fluganbindung mit über 10.219 im Sommer 2010.

Aus Sicht unserer Reiseveranstalter ist die Türkei mit über 2,1 Millionen Gästen die zweitwichtigste Destination insgesamt.

Zudem finden sich in der Türkei alle Nuancen unseres differenzierten Hotelportfolios, wobei wir die insgesamt 34 Hotels mit über 13.700 Zimmern und ca. 32.000 Betten entweder als Eigentümer selbst oder gemeinsam mit einem starken lokalen Hoteliergesellschaften betreiben.

Wir haben auf Basis der engen Zusammenarbeit mit unseren Kunden festgestellt, dass sich die Kundenbedürfnisse natürlich im Zeitablauf verändert haben und auch weiter verändern werden:

traditionelle Urlaubswünsche differenzieren sich entsprechend moderner Lifestyleaspekte zunehmend weiter aus,

Offlinekanäle sind mittlerweile Teil eines erweiterten Multi-Channel Netzwerks im Rahmen der Suche und Buchung von Reisen,

die traditionelle Pauschalreise wird immer flexibler und individueller, um individuellen Kundenanforderungen besser gerecht werden zu können.

Gleichwohl stellen wir auch fest, dass das ureigene Reiseversprechen, welches wir als World of TUI gegenüber unseren Kunden abgeben im Kern weiter Bestand hat:

– Wir bieten unseren Kunden auch zukünftig attraktiv gestaltete Reiseprodukte und –inhalte,

Wir können unseren Kunden auf Basis unserer Expertise eine Zeitersparnis und einen Informationsvorteil verschaffen,

Unsere Produkte und Dienstleistungen sind für verlässliche Qualität und einen hohen Service bekannt,

Wie bieten günstige Angebote und eine hohe Verfügbarkeit von Urlaubsreisen

Auf dieser Basis schaffen wir außergewöhnliche Reiseerlebnisse für über 30 Millionen Kunden jährlich.

Der Trend zu einer zielkundenspezifischen Produktgestaltung manifestiert sich auch in Form der innovativen Hotelformate hier vor Ort in der Destination.

So haben wir im Jahr 2009 eines der ersten drei Sensimar Hotels in der Türkei eröffnet und planen dieses Format auch zukünftig weiter auszubauen.

Die 4,5 Sterne Sensimar-Anlage befindet sich direkt an einem feinen, kilometerlangen Sandstrand mit einer schönen Strandpromenade in Side.

Wir bieten dieses Hotelformat speziell für lifestyleorientierte Paare an.

Kennzeichnend für die Sensimar Architektur sind 237 Zimmer mit einem sehr modernen & hochwertigen Interieur. Zudem finden unsere Kunden einen hochwertigen großen Wellnessbereich mit 2.200 qm und diverse Spezialitätenrestaurant und Bars vor.

Die hohe Auslastung von 80% über das gesamte Jahr hinweg resultiert zum Teil auch aus einem hohen Stammkundenanteil und nicht überraschend ist dieses Hotel bereits ein zweimaliger TUI Holly Gewinner (2010 und 2011) und weist eine durchgehend hohe Gästezufriedenheit auf.

Das Erfolgsgeheimnis besteht im Wesentlichen darin, die identifizierten Kundenbedürfnisse in nachhaltige differenzierte Konzepte zu überführen und auf Basis der eigenen Hotelexpertise vor Ort mit starken Partnern konsequent umzusetzen.

Von Vorteil ist für die TUI Gruppe hierbei, dass wir in den Quellmärkten einen sehr starken und zielgerichteten Kundenzugang haben, der durch einen gezielten Marketing- und Maßnahmenmix jeweils hergestellt, aufrechterhalten und intensiviert wird.

So planen wir auch in den nächsten Saisons wieder, die Spezifika und die Einzigartigkeit der türkischen Destination auf Basis gemeinsam geplanter und verabschiedeter Maßnahmen in den Vordergrund zu stellen.

Von Vorteil ist für die TUI Gruppe hierbei, dass wir in den Quellmärkten einen sehr starken und zielgerichteten Kundenzugang haben, der durch einen gezielten Marketing- und Maßnahmenmix jeweils hergestellt, aufrechterhalten und intensiviert wird.

So planen wir auch in den nächsten Saisons wieder, die Spezifika und die Einzigartigkeit der türkischen Destination auf Basis gemeinsam geplanter und verabschiedeter Maßnahmen in den Vordergrund zu stellen.

Lassen Sie mich abschließend meinen Vortrag nochmals kurz zusammenfassen:

Die Türkei  verfügt über eine exzellente Ausgangsposition, seine spezifischen Stärken vor allem die kulturelle Vielfalt und den Reichtum der Destination in Zukunft noch besser auszuspielen und das selbstgesteckte Top 5 Ziel zu erreichen..

Ausgehend von einer Orientierung an den heutigen individuellen Kundenbedürfnissen und hier insbesondere mit Blick auf Nachhaltigkeitsmanagement, differenzierte Produktentwicklung sowie einen stabilen und sicheren Rahmen hat die Türkei dadurch die Chance sich auch im Wettbewerb mit anderen Destinationen langfristig gut positionieren zu können.

In einer Kultur der Kooperation und Partnerschaft mit den Veranstaltern ist ein einzigartiger und sehr enger Dialog mit den Kunden in allen relevanten Quellmärkten in Europe, Russland/GUS und zukünftig sicherlich vermehrt auch China  möglich, der ein nahezu unendlichen Spektrum an außergewöhnlichen Reiseerlebnissen schaffen kann.

Ich bin fest davon überzeugt, dass wir in einem gemeinsamen Ansatz der gezielten Entwicklung der Destination und der intelligenten Vermarktung im Quellmarkt Türkeis Qualitäten in Zukunft noch besser herausbilden und vermarkten können.

Ich freue mich daher auf eine weiterhin spannende, erfolgreiche und gemeinsame Zukunft !

Vielen Dank

Mehmet Ersoy – ETS Yönetim Kurulu Başkanı

Coşkun Yurt – CORAL Genel Müdürü

Sören Hartmann – REWE Touristik CEO

Development of market shares in Germany

Small and flexible competitors grow in a stagnating market of 20 billion euro – increasing online market share for the last years

Market environment

There are new players and systems in the market

New players and systems influences the booking process

Dynamic packaging: Chance or risk

The world economic crisis leads to further changes

Destinations

Spain and Greece will be seriously affected (cost problem)

Turkey an Bulgaria will benefit Comeback of North Africa §Germany and Austria as destination growing

Source markets

The markets in UK, Italy and Spain will suffer

German market will stagnate

Trends

Good price performance ratio is essential

The Deluxe market will grow

The third and fourth holiday will suffer

The duration of holidays will fall

Location offers good prospects for a growing Russian and Arabic market

Good price performance ratio is the reason for growth in Europe

Stable product quality and innovative hotels with competitive prices

Further investments in good infrastructure are necessary

Investment in service and staff

Guest satiscfaction worldwide: Turkey ranks second in RTG portfolio

In comparison with other destinations, Turkey offers an exellent price / performance ratio for our clients and has an advantage compare to other countries

Ø Total Booking Price/Guest in €

Germany:  ITS / Jahn Reisen / Tjaereborg, 4* Hotels, AI, no Yield, TJ 10/11

Turkey as a strategic partner for REWE Touristik

We are forcing our continous growth in Turkey

23% increase of our flight capacity from Germany in 2011  

50.000 extra seats in summer 2012

Separate aircraft with Air Berlin in Turkey

57 new hotels in summer 2012

96% of all hotels offer All-Inclusive

New ITS Catalog for Turkey

155 pages and 122 hotels

New: Izmir & Kusadasi

Constant growth and guest development in the last years

Turkey will continue to grow

But continuing growth requires…

Volume makes price

Looking for the right partners

Concentration on the right distribution channels

Familiarize with new media

Enduring increase of recommendation and repetition rates

Hold the price/performance ratio

Further investments in good infrastructure

Focus on sustainability and environmental protection

One of the leading trading and travel and tourism companies in Europe

•Countries:         Germany, Austria, Czech Republic,   Switzerland, Great Britan, Romania,  Serbia, Russia, Hungary

•Description:  Package tours and component tours

•Employees:  1.457 domestic / 146 abroad

•Guests 2010:  6,5 millions

•Total turnover 2010:  3,1 billion Euro

Chris Mottershead – TUI BDT Genel Müdürü

Paul Schwaiger Sun Express Gnl. Mng.

Paul Schwaiger Sun Express Gnl. Mdr.

Elif Dağdeviren – Gazeteci – Yazar – Yapımcı

Prof. Dr. İsmail Tufan – Sıfır Randıman

All Inclusive ya da her şey dahil! Sıfır randımanla çalışan bir sektörün adı. Deniz, kum ve güneş dışında sunacağı hiçbir randımanı olmayan kullanım tarihi geçmiş bir turizm modeli. Doğayı beleşe kullanan ve beleşe satan bir sektörün adı.

Tatilköyleri modern hapishanelerimiz. Turisti kapatan, dışarı çıkmaması için her türlü hokkabazlığı yapan bir modele hizmet denilemez. Egoizmin bir diğer adı olarak tanımlanabilirler. Çevreyi bozan, denizi kirleten, can sıkıcı ve insanı yemek makinesi haline getiren modern hapishaneler. Monotonluğunu gizlemek için sabahtan akşama kadar insanları yemekle oyalayan bir turizm anlayışı.

All inclusive modeline bel bağlamış rakiplerimizin güncel durumu ibret olmalı. Yunanistan çöktü, İtalya çökmek üzere, İspanya ve Portekiz AB’ye avuç açıyor. Oysa bunlar turizmin merkezleri olarak da tanınıyorlar. Şimdi sıfır randımanla iş görülemeyeceğini çok geç kavradılar. Ya biz?

Demografik değişim, turizmi değiştirmeli

Yaşlılar, en önemli tüketici grup oldu.  Yaşlıların ekonomik gücü çok yüksek . Beklentileri de!

Türkiye’de ilk defa tatil yapan

1000 yaşlı yabancı turistle görüştük.

İşte sonuçlarımız:

100 yaşlı turistten 34’ü tatilden memnun kalmadı

100 yaşlı turistten 25’i tesisleri beğenmedi

100 yaşlı turistten 63’ü personelden memnun kalmadı

100 yaşlı turistten 48’i dinlenemediğini söyledi

67’si rahatlayamadığını ve 45’i enerji depolama şansını bulamadığı belirtti. Demek ki tatil hedefine erişemedi.

Tatil köylerinde eğlence eksik değil, ama 100 yaşlı turistten 78’i eğlenemediğini ifade ediyor 59’u macera yaşamadığını ve 92’si hiçbir şey öğrenemeden ülkesine geri döneceğini söylüyor. Hani çok gezen çok bilirdi? Tatil yine amacından sapmış oldu.

Ulaşımdan da memnun olmadılar. 100 yaşlı turistten 332ü ulaşım olanaklarından memnun kalmadı. İletişim konusunda da sınıfta kaldık. 67’si iletişim konusunda da zayıf not verdi. Katılım konusunda 100 yaşlı turistten 90’nı hiç memnun kalmadı. Bunları anlamak zor değil. İnsanları tatil adı altında suni ağaçlandırılmış ve çiçeklerle donatılmış, sabahtan akşama kadar “can boğazdan çıkar” misali bir beslenme anlayışıyla tatile zorlarsanız, ülkeyi gezip görmek, insanları, kültürümüzü tanımak isteyenleri modern hapishanelere yerleştirirseniz, sonuç başka türlü olamazdı. Yaşlılar, paralı, ama zor müşteri. Buna artık alışmalıyız ve demografik değişimlere uyumlu bir turizmi ayağa kaldırmalıyız.

Yeme-içme bedava! Her şey dahil… Tabii yemekler beleş olunca, kalite de ona göre olacak. Başka türlü olması ekonomi yasalarına aykırı. Sonu: 100 yaşlıdan 56’sı yemeklerin berbat olduğunu söyledi. Temizlik konusunda da 65’i zayıf not verdi. 80’ni ise tesisteki sağlık hizmetlerinden hiç memnun kalmadı. Yaşlılar görmüş geçirmiş müşteri. Kaliteden anlıyor. Doğu Blok ülkelerinde büyümedi. Yokluğu biliyor, ama o dönemler çok gerilerde kaldı. Çalıştı, çabaladı. Para biriktir ve son virajı dönerken yaşamak, eğlenme ve öğrenmek istiyor. Bizim turizmciler hala deniz, kum ve güneşi randıman sana dursunlar, kendilerini bir turizm ülkesinin motoru zannetsinler. Oysa sadece Berlin’i yılda 100 milyon turist ziyaret ediyor. Bunların en azından yarısının yaşı 60 ve üzeridir. Günde 200-250 Euro harcama yapıyorlar. Sırf Berlin, Türkiye’den daha fazla turist  çekebiliyorsa, bizim şapkamızı önümüze koyma vakti gelmiş sayılmaz mı?

Nitekim en son ve çarpıcı iki soruya da uygun cevap verdiler: 100 yaşlıdan 67’si ilk defa geldikleri Türkiye’yi tanıdıklarına tavsiye etmeyeceklerini söylediler. 79’u ise bir daha ülkemize gelmeyeceğini ifade etti.

Yaşlı Turizmi

Geleceği olan sektör. Pek çok yan sektörü canlandıracak  Türkiye, yaşlanan turistlerin ihtiyaçlarına cevap veremiyor. All inclusive, geleceği tükenmiş bir model.

Teşekkür ederiz.

Prof. Dr. İsmail Tufan
Antalya Turizm Kongresi
3 Aralık 2011

Doç. Dr. Mustafa GÜLMEZ – Yrd.Doç. Dr. Boran TOKER – Araştırma

ARAŞTIRMANIN AMACI
Antalya Yöresine önemli düzeyde ekonomik, sosyal ve kültürel katkıları olan ve turizm endüstrisinde talebi yaratan yabancı turistlerle ilgili olarak demografik özellikler, seyahat ve tatil davranışları, farklı milliyetlere göre tatmin düzeyleri ve sadakat gibi değişkenler dikkate alınarak akademik çevreye, kamu ve özel sektördeki karar alıcılara turizm endüstrisiyle ilgili güncel ve kapsamlı bilgiler vermek ve bir takım analizleri yapmaktır.
Yapılan analizler sayesinde bölgede en beğenilen unsurların, en önemli sorunların ortaya konulması amaçlanmıştır.
ARAŞTIRMANIN KAPSAMI
Antalya iline gelen farklı milletlerden turistleri içermektedir.
ARAŞTIRMANIN BULGULARI VE DEĞERLENDİRMELER
Bu araştırmaya farklı milletlerden toplam 13.446 turist (misafir) katılmıştır.13.446 yabancı turistin katılımı ile 2011 yılının Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında önceden belirlenmiş toplam 15 günde anket çalışması tamamlanmıştır.
AYLARA GORE TOPLANAN ANKET SAYISI
ARAŞTIRMANIN YÜRÜTÜLMESİ
Antalya yöresini ziyaret eden ve araştırmaya katılan yabancı turistlerin demografik özellikleri, seyahat ve tatil organizasyonuna ilişkin davranışları, bir tatil destinasyonu olarak Antalya yöresinden duydukları tatmin düzeyleri,
destinasyona olan sadakatleri, destinasyon imajına ilişkin algıları, her şey dâhil sistemine yaklaşımları ve Antalya Havalimanı ile ilgili görüşleri incelenerek analize tabi tutulmuştur.
TURİSTLERİN GELDİKLERİ ÜLKELER (2011-2008)
TURİSTLERİN GELDİKLERİ ÜLKELER (2011)
TURİSTLERİN CİNSİYET DAĞILIMI
TURİSTLERİN YAŞ DAĞILIMI
TURİSTLERİN EĞİTİM DURUMU
TURİSTLERİN MESLEK DAĞILIMI
TURİSTLERİN MEDENİ DURUMLARI
TURİSTLERİN GELİR DAĞILIMI
TATILE YAPILAN HARCAMA MIKTARI
ANTALYA TATİLİ NE KADAR ÖNCESİNDEN PLANLANMAKTA
SEYAHATLE İLGİLİ BİLGİ KAYNAKLARI
OTELDEN ÇIKIŞ SAYISI
ANTALYA ŞEHİR MERKEZİNİ ZİYARETME ETME DURUMLARI
DESTİNASYON NİTELİKLERİNE GÖRE TURİST TATMİNİNE İLİŞKİN DEĞERLER (2011)
DESTİNASYON NİTELİKLERİNE GÖRE TURİST TATMİNİNE İLİŞKİN ORTALAMA DEĞERLER

1=Hiç Tatmin değil………..7=Çok Tatmin Edici


ANTALYA DENİLİNCE AKLA GELEN İLK ÜÇ ŞEY
ANTALYA’YI TERCİH ETMENİZDE ETKİLİ OLAN ÜÇ UNSUR
ANTALYA YÖRESİNDE BEĞENİLMEYEN İLK ÜÇ UNSUR
MİLLİYET İLE TATMİN ARASINDAKİ İLİŞKİ
MİLLİYET İLE DESTİNASYONU DİGER İNSANLARA TAVSİYE ARASINDAKİ İLİŞKİ
TURİSTLERİN HAVALİMANI HİZMETLERİNDEN MEMNUNİYET DERECELERİ
GENEL OLARAK TURİSTLERİN HAVALİMANINDAN MEMNUNİYET DERECELERİ
TURİSTLERİN DUTY-FREE HİZMETLERİNDEN MEMNUNİYET DERECELERİ
SONUÇ
Araştırmaya katılan turistlerin çoğunluğunu kadınlar oluşturmaktadır. Araştırmaya dâhil olan turistlerin büyük bir bölümü 15 ile 44 yaş arasındadır. Lisans mezunları örneklemin %45’ini oluşturmaktadır. Turistlerin büyük bir kısmının Antalya tatilini 15 gün veya daha kısa bir süre öncesinde; buna karşın yaklaşık olarak dörtte birinin ise 5 ay ve daha uzun bir süre öncesinde planladıkları saptanmıştır. Destinasyona gelen yabancı turistler Antalya ismini akıllarında çağrışım yapan ilk üç şeyle ifade ettiklerinde sırasıyla; deniz, iklim, misafirperverlik kavramları ortaya çıkmıştır. Destinasyona gelen yabancı turistlerin Antalya’da beğenmedikleri ilk üç özelliğin ise çevre kirliliği, satıcıların davranışları ve trafik olduğu saptanmıştır. Antalya’dan en yüksek düzeyde tatmin olarak ayrılan yabancı turistlerin milletlerine baktığımızda ilk üç sırayı Ukraynalı, Rus ve Belçikalı turistlerin aldıklarını görmekteyiz. Yabancı turistlerin Antalya’yı tekrar ziyaret etme niyetinde yaş, medeni durum, eğitim durumu ve cinsiyetin etkili olduğu saptanmıştır. Buna göre kadınlar, bekârlar ve lisans düzeyinde eğitim alanlarla birlikte yaş düzeyi artan turistlerin Antalya’yı tekrar ziyaret etme niyetlerinin yüksek olduğu görülmüştür. Antalya yöresini ziyaret eden bir turistin profilini, pazar farkı gözetmeksizin genel olarak; eğitim düzeyi yüksek,yaklaşık yarısı orta ve üzeri gelirli, memur ya da işçi olarak çalışan, nispeten genç yaşta ve evli şeklinde tanımlamak mümkündür. Antalya yöresini ziyaret eden yabancı turistlerin seyahat ve tatil davranışlarına bakıldığında bu kişilerin: Yılda ağırlık olarak bir kez olmakla birlikte önemli bir kısmı da iki kez yurt dışında tatile giden, tatilini kısa süre öncesinde veya 5 ay ve daha fazla gibi oldukça uzun bir süre öncesinde planlayan, genellikle ailesi ya da arkadaşları ile seyahat eden, tatil amacıyla Antalya yöresine gelen, Antalya yöresini ziyaret eden yabancı turistlerin seyahat ve tatil davranışlarına bakıldığında bu kişilerin: Yılda ağırlık olarak bir kez olmakla birlikte önemli bir kısmı da iki kez yurt dışında tatile giden,  tatilini kısa süre öncesinde veya 5 ay ve daha fazla gibi oldukça uzun bir süre öncesinde planlayan, genellikle ailesi ya da arkadaşları ile seyahat eden, tatil amacıyla Antalya yöresine gelen, paket turu tercih eden, otelde konaklamayı seçen, her şey dâhil pansiyon türünü tercih eden, bir ya da iki hafta süre ile Antalya yöresinde kalan, Antalya yöresinde kaldığı sürede tesis dışına oldukça sık çıkan ancak Antalya şehir merkezini seyrek ziyaret eden genellikle alışveriş turlarına katılan kişiler olduğunu söylemek mümkündür.
Teşekkür Ederiz…
Doç. Dr. Mustafa GÜLMEZ
Yrd.Doç. Dr. Boran TOKER

Türkiye’ye 2015 yılında 44 milyon turist gelecek

Antalya’da düzenlenen Resort Turizm Kongresi’nde konuşan Frenzel, dünyadaki ekonomik kriz ortamına rağmen turizmin büyüme gösteren ender sektörlerden biri olduğunu belirterek, “Türkiye’de tatil yapan müşterinin yüzde 80’i mennun. Bu etkileyici bir rakam” dedi.
Türkiye’deki turizm sektörüne doğrudan bakıldığında 50 milyar liradan fazla bir gelir söz konusu olduğuna dikkati çeken Frenzel, sektörde 503 bin kişinin istihdam edildiğini belirtti.
Türkiye’ye 2015 yılında 44 milyon turistin gelmesini beklediklerini vurgulayan Frenzel, buna karşın Türkiye’ye gelen turistlerin harcamalarının dünya ortalamasının altında olduğuna işaret etti.
Avrupa’dan Türkiye’ye her yıl 2.1 milyon turisti getirdiklerini anlatan Frenzel, Türkiye’nin en önemli çalışma alanlarından birisi olduğunu kaydetti.
Sosyal ağlara dikkat çekti
Frenzel, insanların tatilde yaşadıklarını artık Facebook gibi ortamlarda paylaştıklarına dikkat çekerek, “Müşteriler artık kendi aralarında iletişimde bulunmakta. Facebook ve diğer platformların önemi daha da çok artacak. Bundan dolayı daha farklı hitap etmek durumundayız” diye konuştu.

Antalya’da düzenlenen Resort Turizm Kongresi’nde konuşan Frenzel, dünyadaki ekonomik kriz ortamına rağmen turizmin büyüme gösteren ender sektörlerden biri olduğunu belirterek, “Türkiye’de tatil yapan müşterinin yüzde 80’i mennun. Bu etkileyici bir rakam” dedi.Türkiye’deki turizm sektörüne doğrudan bakıldığında 50 milyar liradan fazla bir gelir söz konusu olduğuna dikkati çeken Frenzel, sektörde 503 bin kişinin istihdam edildiğini belirtti.Türkiye’ye 2015 yılında 44 milyon turistin gelmesini beklediklerini vurgulayan Frenzel, buna karşın Türkiye’ye gelen turistlerin harcamalarının dünya ortalamasının altında olduğuna işaret etti.Avrupa’dan Türkiye’ye her yıl 2.1 milyon turisti getirdiklerini anlatan Frenzel, Türkiye’nin en önemli çalışma alanlarından birisi olduğunu kaydetti.
Sosyal ağlara dikkat çektiFrenzel, insanların tatilde yaşadıklarını artık Facebook gibi ortamlarda paylaştıklarına dikkat çekerek, “Müşteriler artık kendi aralarında iletişimde bulunmakta. Facebook ve diğer platformların önemi daha da çok artacak. Bundan dolayı daha farklı hitap etmek durumundayız” diye konuştu.

Haber Linki:
http://ekonomi.milliyet.com.tr/turkiye-ye-2015-yilinda-44-milyon-turist-gelecek/ekonomi/ekonomidetay/04.12.2011/1470916/default.htm

”Dünyada ve Türkiye’de turizmde yeni bir dönem”

3 Aralık Resort Turizm Kongresi; Ekin Grubu, Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) ile birlikte yayınladığı RESORT Dergisi üzerinden ana teması “Dünyada ve Türkiye’de Turizmde Yeni Dönem” olan RESORT Turizm Kongresi düzenliyor. Avrupa’da özellikle de turizmde Türkiye’nin rakibi olan İspanya ve Yunanistan’ın durumundan dolayı seyahat endüstrisinde gözlerin Türkiye’ye çevrildiği bu dönemde böyle bir toplantının önemi büyük.
Yarın Antalya’da Talya Convention Center’da gerçekleştirilecek olan RESORT Turizm Kongresi’ni düzenleyen derginin editörü aynı zamanda kongrenin de moderatörü olan Fehmi Köfteoğlu, katılımcıları, konu başlıkları ve konuşmacıları ile kendi alanında bir ilk olacağını söylüyor.
Köfteoğlu’nun açıklamalarına göre, kongreye Avrupa’nın en büyük iki grubu olan TUI ve Rewe gruplarının liderleri katılıyor.
Türkiye’nin turizm yol haritasının çizileceği kongreye katılacak olan TUI Yönetim Kurulu Başkanı Michale Frenzel ve Rewe CEO’su Sören Hartmann, 2012 turizm pazarı ile ilgili öngörüleri ve değerlemeleri açıklayacak. TUI Avrupa turizm pazarındaki payı yüzde 23, Rewe’nin yüzde 18. İki dev kuruluş Avrupa pazarının yarısını temsil ediyor.
Alman Turizm Araştırmaları Merkezi’nin Türkiye-İtalya-İspanya ülkeleri için hazırladığı karşılaştırmalı rekabet üstünlükleri raporunun da kongrede açıklanması bekleniyor..
Fehmi Köfteoğlu, “Dünya turizm hareketinin devleri konumundaki aktörlerin katılımıyla yapılacak olan kongre, turizmin Türkiye’deki düzeyi ve uluslararası alandaki itibarının ifadesidir. Türkiye’nin turizmde en büyük iki pazarı Almanya ve Rusya’da durum, bugüne kadar ihmal edilen iç pazar, turizm finans ilişkileri, havayolu taşımacılığındaki gelişmeler ve turizm mevzuatı başlıkları altında her biri işin uzmanı kişiler tarafından ele alınacak RESORT Turizm Kongresi bu anlamda kendi alanında bir ilk olacak” diyor.
Bizim içim turizm sektörü önemli. Yılda 27 milyon ziyaretçi 21 milyar dolar döviz bırakıyor. Ama yeterli mi? Hayır. Fransa’ya 78 milyon turist geliyor 46 milyar dolar bırakıyor. İspanya’ya 52 milyon turist geliyor. 52 milyar dolar bırakıyor. İtalya’ya 42 milyon turist geliyor.35 milyar dolar bırakıyor. Hem turist sayısını hem turizm gelirini artırmak için yapacağımız çok şey var.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül geçtiğimiz günlerde 100 liralık ihracat yapmak için 82 liralık ithalat yapıldığını söylemişti. Yani bunun ancak 18 lirası kasaya giriyor.
Oysa turizmden elde edilen 100 liranın 95’i Hazine’nin kasasına giriyor.
Hazine’ye en yüksek oranda nakit akışı girişini sağlayan turizm bu yolla ödemeler dengesinin kurulmasında önemli bir rol oynuyor.
Turizm yalnız ödemeler dengesine yaptığı katkı ile değil az yatırımla kısa sürede yarattığı istihdam olanakları, bölgeler arasındaki gelişmişlik dengesizliğini ortadan kaldırması ve sosyal gelişmeyi hızlandırması ile de önemli bir sektör.
Bu nedenle Ekin Grubu ve AKTOB tarafından düzenlenen RESORT Turizm Kongresi her bakımdan önem taşıyor.
Osman Arolat, yazılarıyla gündeme ışık tutuyor

<b>Erol Karabulut – TurizmGazetesi.com</b><br>”Dünyada ve Türkiye’de turizmde yeni bir dönem”Tevfik GÜNGÖR / OLAYLARIN İÇİNDENgungoruras@superonline.com02.12.2011 – 08:473 Aralık Resort Turizm Kongresi; Ekin Grubu, Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) ile birlikte yayınladığı RESORT Dergisi üzerinden ana teması “Dünyada ve Türkiye’de Turizmde Yeni Dönem” olan RESORT Turizm Kongresi düzenliyor. Avrupa’da özellikle de turizmde Türkiye’nin rakibi olan İspanya ve Yunanistan’ın durumundan dolayı seyahat endüstrisinde gözlerin Türkiye’ye çevrildiği bu dönemde böyle bir toplantının önemi büyük.
Yarın Antalya’da Talya Convention Center’da gerçekleştirilecek olan RESORT Turizm Kongresi’ni düzenleyen derginin editörü aynı zamanda kongrenin de moderatörü olan Fehmi Köfteoğlu, katılımcıları, konu başlıkları ve konuşmacıları ile kendi alanında bir ilk olacağını söylüyor.
Köfteoğlu’nun açıklamalarına göre, kongreye Avrupa’nın en büyük iki grubu olan TUI ve Rewe gruplarının liderleri katılıyor.
Türkiye’nin turizm yol haritasının çizileceği kongreye katılacak olan TUI Yönetim Kurulu Başkanı Michale Frenzel ve Rewe CEO’su Sören Hartmann, 2012 turizm pazarı ile ilgili öngörüleri ve değerlemeleri açıklayacak. TUI Avrupa turizm pazarındaki payı yüzde 23, Rewe’nin yüzde 18. İki dev kuruluş Avrupa pazarının yarısını temsil ediyor.
Alman Turizm Araştırmaları Merkezi’nin Türkiye-İtalya-İspanya ülkeleri için hazırladığı karşılaştırmalı rekabet üstünlükleri raporunun da kongrede açıklanması bekleniyor..
Fehmi Köfteoğlu, “Dünya turizm hareketinin devleri konumundaki aktörlerin katılımıyla yapılacak olan kongre, turizmin Türkiye’deki düzeyi ve uluslararası alandaki itibarının ifadesidir. Türkiye’nin turizmde en büyük iki pazarı Almanya ve Rusya’da durum, bugüne kadar ihmal edilen iç pazar, turizm finans ilişkileri, havayolu taşımacılığındaki gelişmeler ve turizm mevzuatı başlıkları altında her biri işin uzmanı kişiler tarafından ele alınacak RESORT Turizm Kongresi bu anlamda kendi alanında bir ilk olacak” diyor.
Bizim içim turizm sektörü önemli. Yılda 27 milyon ziyaretçi 21 milyar dolar döviz bırakıyor. Ama yeterli mi? Hayır. Fransa’ya 78 milyon turist geliyor 46 milyar dolar bırakıyor. İspanya’ya 52 milyon turist geliyor. 52 milyar dolar bırakıyor. İtalya’ya 42 milyon turist geliyor.35 milyar dolar bırakıyor. Hem turist sayısını hem turizm gelirini artırmak için yapacağımız çok şey var.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül geçtiğimiz günlerde 100 liralık ihracat yapmak için 82 liralık ithalat yapıldığını söylemişti. Yani bunun ancak 18 lirası kasaya giriyor.
Oysa turizmden elde edilen 100 liranın 95’i Hazine’nin kasasına giriyor.
Hazine’ye en yüksek oranda nakit akışı girişini sağlayan turizm bu yolla ödemeler dengesinin kurulmasında önemli bir rol oynuyor.
Turizm yalnız ödemeler dengesine yaptığı katkı ile değil az yatırımla kısa sürede yarattığı istihdam olanakları, bölgeler arasındaki gelişmişlik dengesizliğini ortadan kaldırması ve sosyal gelişmeyi hızlandırması ile de önemli bir sektör.
Bu nedenle Ekin Grubu ve AKTOB tarafından düzenlenen RESORT Turizm Kongresi her bakımdan önem taşıyor.
Osman Arolat, yazılarıyla gündeme ışık tutuyor