“İŞİ SİYASİLERE BIRAKMAYIN, İMAJINIZI SEKTÖR OLARAK KENDİNİZ YARATIN”

Alman FVW dergisinin yayın yönetmeni Klaus Hildebrandt, Resort Turizm Kongresi’nde gazeteci gözüyle Türkiye turizmini değerlendirdi.

Almanya’da yayınlanan en önemli turizm ve seyahat sektör dergilerinden FVW’nin Yayın Yönetmeni turizm gazetecisi Klaus Hildebrandt, 4. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’ne katılarak gazeteci gözüyle Türkiye turizmini değerlendirdi.

Antalya Aska Lara Hotel & Resort’teki kongrede konuşan Klaus Hildebrandt, Türkiye’yi büyüten konukseverliği. Alman turist, “İspanya ya da başka yerde bize neden çay kahve ikram edilmiyor diye soruyor” dedi.

KlausHildebrandt

Türkiye turizminin son 30 yılda çok önemli bir yol katettiğini vurgulayan Hildebrandt, eleştirilecek yönlerin de olduğunu belirtti.

 

Türkiye ve çevresinde son zamanlardaki sıcak siyasal gelişmelere işaret eden Hildebrandt, “Siyasal gelişmeler her zaman risktir. Turizm siyasetin ayrılmaz parçası. Sektör olarak dernekleriniz, birlikleriniz güçlü. Ama uluslararası yönünüzü de güçlendirmelisiniz. Tanıtım ve pazarlamaya ağırlık vermelisiniz. Bunun da tek yeri fuarlar değil. Kendi imajınızı kendiniz belirleme ve kontrol etme noktasında etkili olmalısınız. Bazen sektörün siyasetten biraz uzak durmasında yarar var. Siyasilerin yapmadıklarını sektör olarak siz yapmaya bakın.” dedi.

Turizmde müşteri profilinin giderek değiştiğine işaret eden Hildebrandt, “İnsanlar tatilde bir şeyler yaşayarak evlerine dönmek istiyor. İnsanlara ‘o kadar güzel bir yere gideceksiniz ki çok güzel şeyler yaşayacaksınız’ demek ve buna göre ürün sunmak gerekiyor” şeklinde konuştu.

İnternetin artık çok büyük ve kapsamlı bir alan olduğuna değinen Hildebrandt, “Almanların büyük bölümü internetten tatil araştırıyor. İnternette kendinizi iyi anlatmalısınız. Anlatacak çok şeyiniz var aslında” dedi.

“Rekabet uyumaz” başlığı ile pazardaki derinleşen rekabete göndermede bulunan Hildebrandt, “Yunanistan, Mısır gibi rakipleriniz krizden çıktıkça güçlenmeye başladılar. İspanya da zamanında Türkiye’yi dikkate almayarak hata yapmıştı. Rakiplerinize dikkat etmeniz gerekiyor” sözleri ile Türk turizmcisini uyardı.

Sunum için tıklayın >>

Resort Turizm Kongresinin Moderatörlüğünü Nizamettin Şen Yapacak

28 Kasım’da Antalya Aska Lara Otel’de yapılacak olan 4. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’nin moderatörlüğünü, sektörün deneyimli ismi Nizamettin Şen yapacak.
Şen, kongrede sunum ve konuşma yapacak sektörün olan yerli ve yabancı temsilcileri ile sektörle ilişkili kesimler adına yapılacak konuşmalarda katılımcılarla konuşmacılar arasında interaktif diyalog kurulmasında yönlendirici olacak.
Kongrenin moderatörlüğünü yapacak olan Nizamettin Şen, seyahat acenteliği, tur operatörlüğü partnerliği, otelcilik alanında faaliyet gösteriyor. Sektörle ilgili çeşitli meslek kuruluşlarında görev yapan ve sosyal sorumluluk projelerinde görev alan Nizamettin Şen, iki dönem TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. Şen halen Antalya Tanıtma Vakfı (ATAV) Başkanlığını yapıyor.

DİJİTAL PAZARLAMA STRATEJİSTİ MARCO RYAN RESORT TURİZM KONGRESİ’NDE

Yükselen trend e-ticaret ve dijital pazarlamanın gözdesi olan Ryan, ‘Kazanan strateji müşteri ile başlar’ diyor..

“Geleceğin turizmi”nin tartışılacağı Uluslararası Resort Turizm kongresi için geri sayım başladı. Kongre konuşmacılarına yenileri de eklendi.
Bu yıl 27-28 Kasım’da Antalya’da Aska Lara Resort’te yapılacak olan 4. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’ne e-ticaret ve dijital pazarlamanın yıldızı Marco Ryan da katılacak.
Turizmde dijital pazarlama
Çok sayıda uluslararası firmaya danışmanlık yapan Ryan, yükselen trend e-ticaret ve dijital pazarlama alanındaki gelişmelerin seyahat endüstrisindeki durumu ve gelişimi ile ilgili bir sunum yapacak.
e-Ticaret, Teknoloji ve Dijital Pazarlama Stratejisti Marco Ryan , İngiltere’nni en büyük e-ticaret firmalarından Premier Farnell’de Genel müdür yardımcısıyken buradan ayrılarak bağımsız danışmanlık hizmete vermeye başladı.
Ryan uzmanlık alanı olan e-ticaret ve dijital pazarlama ile ilgili olarak çeşitli ülkelerde farklı sektörlere yönelik konferanslar veriyor.
Dijital pazaralama stratejisi
Ryan,  “Kazanan strateji müşteri ile başlar” diyor. Verdiği bir konferansta e-ticaret ve dijital pazarlama ile ilgili değerlendirmelerde bulunurken şunları söylemişti:
Günümüzde müşteri, satın alacağı şey için artık çok kısa sürede çok fala bilgiye ulaşabiliyor. Siz o müşteriyi dijital ortamda ürününüzü satın almaya ikna edecek bir strateji belirlemelisiniz.
Sosyal medyanın yükselişi, yeni pazarlama modelleri ve kanalları kurulması (mobil, twitter, facebook vb) nedeniyle her sektörde her firmanın bunu dikkate alan bir dijital starteji oluşturmasını gerektiriyor.
Kazanan strateji müşteri ile başlar
Her ülke ve değişik kültürlerde farklı sözcüklerle ifade edilen “Müşteri velinimetimizdir” lafı e-ticaret ve dijital pazarlama ile ilgili hazırlanan stratejiler için de belirleyicidir. Biz bunu şöyle tanımlıyoruz:
“Kazanan strateji müşteri ile başlar” Bu, klasik ‘Müşteri kraldır’ anlayışından farklı bir şeydir.
Giderek sosyal medya ve webin egemen olduğu bir dünyada, müşteri, marka itibarını “sahibi” ve başarısının devamı için önemlidir.
Dünya mağazası
Teknoloji olarak, işlem gücü ucuzladı.  Buradan hareketle diyorum ki, yazılımın daha sofistike, yani e-ticaret şirketleri ölçekli olarak önemli bir yatırım gerektiren yüksek marjı sürücü ve satış ayak izi genişletmek için yeterince olgunlaştı ve pazarlamak için daha merkezi bir kanal oldu. e-ticaret işletmeler için artık bir dünya mağazası oldu.
Sofistike yazılım
Sosyal medyanın gelişmesiyle e-ticaret yeni bir boyut kazanıyor. Şimdi e-ticaret için her sektör için ayrı ayrı, şimdikinden daha sofistike bir yazılım oluşturulması gerekir.

İletişimciler seyahatçilere yeni ürünler hazırlıyor

 

İletişim teknolojisindeki gelişmeler en hızlı seyahat endüstrisinde yayılırken ençok bu alanda kullanılıyor.

Seyahat endüstrisinin bu özelliğini yakalayan iletişimciler seyahatseverlere yeni ürün hazırlıyor.
Apple’ın Siri sistemini geliştiren SRI International, konuşan seyahat uygulaması Desti ile işe başladı bile.

Bu arada;Facebook, Twitter, Mixi, SinaWeibo, Cyworld, Kaixin001, Orkut, Vine ve Instagram gibi sosyal ağlar da bu amaçla harekete geçti.

Samsung proje yöneticisi Luc Julia 2020’de kullanımda olacak 1,5 trilyon sensörlü akıllı telefonların, giyilebilir ve diğer akıllı cihazların topladığı bilgilere bağlanarak ürün hazırladıklarını söyledi

Kısa adı AKTOB olan Akdeniz Turistik Otelcler ve İşletmeciler Birliği’nin 27-28 Kasım’da Antalya’da Aska Lara Resort Hotel’de yapılacak olan 4. Uluslararası Resort Turizm kongresi’ için hazırlanan “Geleceğin Turizmi Turizmin Geleceği” başlıklı raporda, iletişim teknolojisindeki gelişmelerin seyahat endüstrisine etkileri ele alınıyor.

Raporda iletişim sektörünün her kesiminden firmaların seyahatçilere yönelik yeni ürün ve kanallar geliştirdiği bu konuda turizmcilerle işbirliği yaptığı belirtiliyor.

Konuyla ilgili olarak Rus icat markası i-Free’nin de çalışmalar yaptığı, Intel’in RealSense 3D kamerası ile insan duygularını tanımak ve karşılık vermek için seyahat cihazlarının kullanacağı teknoloji geliştirdiği belirtiliyor.

Raporda Sonny ve Samsung’un giyilebilir teknoloji, Google’ın gözlüğü ile iletişim firmalarının turizm sektörü ve seyahatçiler ile yakından ilgilendiği belirtiliyor

Çinçe anında dilinize çevrilecek

İletişim teknolojisi alanında faaliyet gösteren firmaların üzerinde çalıştığı turizmi yönelik yeni ürünler arasında turistin gittiği her ülkede o dilden yazıları anında kendi diline çevrilmesini sağlayan sistemler de olduğu belirtilen raporda “2024’e kalmadan kullanımda olacak giyilebilir cihaz sayesinde taksi şoförünün Çince söyledikleri anında sözlü olarak çevrilecek” deniyor.

Herkese bir ‘ e-ajan’ bir ‘Milenyum gezgini’

 

“Geleceğin Turizmi, Turizmin Geleceği” Raporu’ndan…

‘‘Milenyum Gezgini’ ile uçuşlar, otel, araç kiralama fiyatları ve onlarca farklı web sitesinin farklı özelliklerini karşılaştırmak için bilgisayar klavyelerine dokunma, saatlerce çevrimiçi olma geride kalacak.
Dijital seyahat arkadaşı gezginlerin seyahatlerini planlama ve rezervasyonlarını yapmanın ötesinde geçmişteki bilgilerden hareketle o geziden en iyi sonuç alınmasını sağlayacak.

On yıl sonra tüm gezginler, bir sonraki gezilerini bulmayı, planlamayı ve rezervasyonunu yapmayı sorunsuz ve sezgisel bir deneyime dönüştürecek çok çeşitli ve şaşırtıcı gelecek nesil dijital teknolojileri ellerinin altında bulabilecek. Seyahat arama Google glass ile çok kolay olacak.

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB)’un hazırladığı “Geleceğin Turizmi Turizmin Geleceği” başlıklı raporda, 2024’te turizm sektöre ve seyahatseverler ile ilgili öngörülerde bulunuluyor.

27-28 Kasım’da Antalya’da Aska Lara Resort Otel’de düzenlenecek olan 4. Uluslararası Resort Turizm Kongresi için hazırlanan raporda, dünyanın önde gelen füruist (Gelecek bilimci)’lerin seyahat endüstrisi ile ilgili öngörülerine yer veriliyor

“Geleceğin Turizmi Turizmin Geleceği” raporunda şöyle deniyor:

On yıl sonra, 2024’te her gezginin kendisine özel bir ‘e-ajanı’ olacak
Küçük bir saati veya takısının içindeki bu cihaz kişiye tur rehberi gibi davranacak
Bu cihaz sayesinde, hoşlanılan veya hoşlanılmayan belirli şeylere bağlı olarak seyahatler planlanacak,
Seyahat markaları, tatil paketinin bir bölümü olarak müşterilerine kişiselleştirilmiş e-ajanı kiralayacak.
Dijitalleşme seyahate yeni terimler getirecek. Bunlardan biri ‘Milenyum Gezgini’ biri de “Dijital Seyahat Arkadaşlığı”dır.
Milenyum Gezgini Dijital seyahat arkadaşının ilerleyişi sadece gezginlerin planlamasını ve rezervasyonlarını değiştirmeyecek, aynı zamanda gezi deneyiminin kendisini de değiştirecek.

Raporun açıklanacağı 4. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’ne katılmak için önceden kayıt yapmak gerekiyor

Kayıt için BURAYI  tıklayın

 

 

2024’te seyahat planlaması ve rezervasyonlar nasıl olacak

 

İletişim teknolojisindeki gelişmeler rezervasyon sistemini tümden değiştirecek.

Önümüzdeki 10 yıl sonra bir gezgin gerçek zamanda rezervasyon yapmayı planladığı otelde sanal gerçeklikle yürüyüş yapabilecek.

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB)’un hazırladığı “Geleceğin Turizmi Turizmin Geleceği” başlıklı raporda, 2024’te turizm sektöre ve seyahatseverler ile ilgili öngörülerde bulunuluyor.

Rapora göre 10 yıl içinde zaman alıcı çevrimiçi seyahat bulma, araştırma ve farklı platformlar ile cihazlar üzerinden rezervasyon yapma işinin ortadan kalkacak.
Raporda rezervasyon yönteminin tamamen değişeceği belirtilerek şöyle deniyor:

“Seyahatçilerin tercihlerini bilecek çevrimiçi sezgisel araçlar geliştirildiği belirtilerek “Rezervasyon yapmak isteyen kişinin düzenli bir iş seyahati yapan kişi mi, sadece el bagajıyla seyahat eden mi, yalnızca premium mu uçuyor veya toplantıdan yalnız bir kilometre uzakta dört yıldızlı bir otelde mi kalmaktan hoşlandığı önceden bilinebilecek.

Buradan hareketle gezginlerin önceki deneyimini sezgisel, zengin ve ilham verici kılan teknolojiyi içeren bir seyahat dünyası oluşuyor.

Bu da, geleceğin global seyahat sektörünün şeklini değiştirecek olan hızla gelişen iletişim teknolojinin eseri olacak.”

3. ULUSLARARASI RESORT TURİZM KONGRESİ YAPILDI

3. Resort Turizm Kongresi 1000 dolayında katılımcı ile Antalya Lara-Kundu’daki Wow Kremlin Palace’ta yapıldı..

turofedbulten

 

Screen Shot 2014-07-27 at 2.18.12 AMScreen Shot 2014-07-27 at 2.18.33 AMScreen Shot 2014-07-27 at 2.18.54 AMScreen Shot 2014-07-27 at 2.19.11 AMScreen Shot 2014-07-27 at 2.19.56 AMScreen Shot 2014-07-27 at 2.20.12 AM

 

 

 

 

3. Uluslararası Resort Turizm Kongresi

haberlercom

Eski Almanya Başbakan’ı Gerhard Schröder, kongrede turizmcilere, yeni dünya düzeni süreci ve turizmi etkilerini anlatacak.
Eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, “Geleceğin Turizmi, Turizmin Geleceği” ana temalı 3. Uluslararası Resort Turizm Kongresi için Antalya’ya gelecek.

Antalya’daki WOW Kremlin Palace’ta bu yıl 3’üncüsü 28-29 Kasım’da yapılacak kongreye katılacak olan Schröder, turizmcilere yeni dünya düzeni süreci ve turizme etkilerini anlatacak. Kongrenin tanıtımıyla ilgili İstanbul Taksim’deki Titanic Otel’de düzenlenen basın toplantıısnda konuşan Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı ve Resort Dergisi imtiyaz sahibi Sururi Çorabatır, 3’üncüsü bu yıl yapılacak olan Uluslararası Resort Turizm Kongresi’nde, “Geleceğin Turizmi, Turizmin Geleceği” ana temasına uygun olarak dünyadaki gelişmeler ve bunların turizme olası yansımalarının uzman kişiler tarafından anlatılacağını söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Bankası, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD)’nin ayrı ayrı hazırladıkları raporlarda turizmin krizlerde ilaç gibi işlev gördüğünü, kalkınma ve gelişmede önemli rol oynadığını belirten Çorabatır, şöyle konuştu:

“Resort dergisi tarafından, Denizbank’ın anasponsorluğunda ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla bu yıl üçüncüsünü düzenlediğimiz kongre, turizm açısından önemli. Türkiye’nin turizmde bugün geldiği noktada böyle bir kongre özel bir önem taşıyor. Bu kongrede eski Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, yeni dünya düzeni ile ilgili konuşma yapacak. Schröder konuşmasında Avrupa ve Asya’da yaşanan gelişmeler ile içine girilen yeni dünya düzeni ve bunun tek tek ülkeler ile turizme etkilerini anlatacak. Ayrıca kongrede Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş ve Prof. Dr. Güngör Uras da birer sunum yapacak. Ayrıca WOW Kremlin Palace’ta kongrenin yapılacağı salonun olduğu kattaki fuayede turizm ile ilişkili 54 sektörden firmaların yer alacağı bir sergi de bulunacak.”

Toplantıya katılanlar arasında ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Hacısüleyman, Resort Dergisi Editörü Fehmi Köfteoğlu da yer aldı.

Kongrede bu yıl sektörün ulusal ve uluslararası alandaki öne çıkan firma ve kuruuluşlarının üst düzey yöneticilerinin katılacağı oturumlar yapılacak. Kongrede ayrıca sektör ile ilişkili kesimlerden temsilciler de konuşmacı olarak yer alacak. Kongreye katılacak kişi sayısının 1200 olması bekleniyor. Kongrede de, “Turizm yatırımlarının verimlilik ve finansmanı”, “Turizm ve bilgi teknilojileri”, “Finans kesimi seyahat endüstrisi ilişkileri”, “Türkiye’nin yeni turizm destinasyonu”, “E-seyahat pazarı-Online satış pazarında durum ve beklentiler” kongrede ele alınacak konular arasında yer alıyor. – İstanbul

“TURİZME VERDİĞİMİZ KREDİ DESTEĞİ BOŞA GİTMİYOR”

2af375ea-00e0-40ea-b16b-d6ec734067d4Denizbank CEO’su Hakan Ateş, 3. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’nde sektör temsilcilerine konuştu.

3. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’nin ana sponsoru olan Denizbank CEO’su Hakan Ateş, turizmin ekonomideki öneminin altını çizerek “Turizmde 5 milyar TL kredi hacmine ulaştık. Turizm sektörü bankacılık sektörünün verdiği desteği boşa çıkarmıyor. Turizm sektörü desteği sonuna kadar hak ediyor ve kredilerini zamanında geri ödüyor” dedi.
Sektörü kredi dışındaki her türlü finansal ürünle desteklediklerini kaydeden Ateş, Denizbank’ın sahibi olan Rus Sberbank hakkında da bilgi verdi.
Sberbank’ın Rusya’da turizme önemli destekler verdiğini kaydeden Ateş, turistlere tatil kredisinden yabancılara konut kredisine çok geniş bir yelpazede hizmetleri olduğunu ve Denizbank işbirliği ile Rusya ve Türkiye’de turizmi desteklediğini söyledi.
Antalya’da kış turizminin geliştirilmesinin önemine değinen Ateş, “Kongre bu anlamda çok önemli, ancak Antalya’nın kongre turizminde son yıllarda katettiği aşamalar istatistiklere yansımıyor” dedi.
“Kredi kartı düzenlemeleri gerekli olabilir, ancak biz turizme desteği sürdüreceğiz”
Kredi kartları ile ilgili olarak BDDK’nın düzenlemeleri ile ilgili olarak gelen soruya ise Ateş, “Cari açık bizim için tehdit unsuru olabilir. Bu nedenle kredi kartları ile ilgili sınırlandırmalara gündeme geldi. Bu gerekli ve doğru olabilir. Ancak biz turizm gibi önemli bir alana biz elimizden geldiğince destek sunmaya devam edeceğiz” yanıtını verdi.

Sururi Çorabatır Sunum

Sururi.Corabatir-Sunum-1
Sururi.Corabatir-Sunum-2
Sururi.Corabatir-Sunum-3
Sururi.Corabatir-Sunum-4
Sururi.Corabatir-Sunum-5
Sururi.Corabatir-Sunum-6
Sururi.Corabatir-Sunum-7
Sururi.Corabatir-Sunum-8
Sururi.Corabatir-Sunum-9
Sururi.Corabatir-Sunum-10
Sururi.Corabatir-Sunum-11
Sururi.Corabatir-Sunum-12
Sururi.Corabatir-Sunum-13
Sururi.Corabatir-Sunum-14
Sururi.Corabatir-Sunum-15
Sururi.Corabatir-Sunum-16

Resort Kongresi Anket

Resort.Kongresi.Anket-1
Resort.Kongresi.Anket-2
Resort.Kongresi.Anket-3
Resort.Kongresi.Anket-4
Resort.Kongresi.Anket-5
Resort.Kongresi.Anket-6
Resort.Kongresi.Anket-7
Resort.Kongresi.Anket-8

Osman Ayık Sunum

Osman.Ayik.Sunum-1
Osman.Ayik.Sunum-2
Osman.Ayik.Sunum-3
Osman.Ayik.Sunum-4
Osman.Ayik.Sunum-5
Osman.Ayik.Sunum-6
Osman.Ayik.Sunum-7
Osman.Ayik.Sunum-8
Osman.Ayik.Sunum-9
Osman.Ayik.Sunum-10
Osman.Ayik.Sunum-11
Osman.Ayik.Sunum-12

Makedonya Sunum

Makedonya-Sunum-1
Makedonya-Sunum-2
Makedonya-Sunum-3
Makedonya-Sunum-4
Makedonya-Sunum-5
Makedonya-Sunum-6
Makedonya-Sunum-7
Makedonya-Sunum-8
Makedonya-Sunum-9
Makedonya-Sunum-10
Makedonya-Sunum-11

Hakan Ateş – Denizbank Sunum

Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-1
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-2
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-3
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-4
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-5
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-6
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-7
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-8
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-9
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-10
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-11
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-12
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-13
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-14
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-15
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-16
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-17
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-18
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-19
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-20
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-21
Hakan. Ates.Denizbank-Sunum-22

Dietmar Gunz Sunumu

Gunz-Sunum-1
Gunz-Sunum-2
Gunz-Sunum-3
Gunz-Sunum-4
Gunz-Sunum-5
Gunz-Sunum-6
Gunz-Sunum-7

TURİZM OUT, PUT-IN…PUT-IT veya PLUG & PLAY

“Arap Baharı” kendi bölgesinde turizmi OUT ederken, komşu ülkeler veya rakipleri adeta bir “tak-çalıştır” yazılımı ile turizmi IN yapmışlardır…
Arap Baharı Rüzgarı’nın şiddetle açtığı pencereden esişi ışığında 2011’in bilançosuna bakarsak, şunu görüyoruz:
İçinde, Türkiye, İspanya, Yunanistan, Mısır, Tunus vb ülkeler olan geniş bir daire çizildiğinde, toplamda talep artışı sıfıra yakın. Arap Baharı ülkelerinin kaybettiklerini, turizmin güçlü ve güvenli kaleleri almıştır.
İşte, tam da bu gelişmelerin ele alındığı bir kongre yapıldı Antalya’da geçtiğimiz haftalarda. Resort Turizm Kongresi…
Özetle; Avrupa’nın en büyük turizm gruplarının tepe yöneticileri hatırı sayılır açıklamalar yapıp, bizlerin gururunu okşadılar yeniden…
Bakanların da kongreye gelip turizmi ciddiye almaları da takdire şayan…
Ancak yeniden konumuza dönersek, yerine koymamız (PUT-IN) gereken bir tespit var: Kongrede AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, bir konuşma yaptı.
AB sürecinde farklılıklara tahammül edemeyen haddini aşmaya kalkan bir AB’li  parlamentere verdiği “münasip” bir cevapla (PUT-IT…) gündemde olan Bağış, kongrede de, uluslararsı onlarca katılımcının önünde, Antalya Büyükşehir Başkanı Akaydın’a ithafen, bir değerlendirme yaparak, “Bazen bir musibet bin nasihatten iyidir, Antalya içine düştüğü hatayı en kısa sürede telafi edecektir” dedi.
Allah’tan Akaydın, “Münasip” bir cevap vermedi de kongrenin havası bozulmadı.
. . .
Bakanımız Ertuğrul Günay da 2012 için bir değerlendirmede bulunmuş ve konuyu tam da yerine yerleştirmiş (ki buna full replacement desek yeridir-Buraya PUT IN gitmez).
Diyor ki Bakan özetle; ”2012 yılına nasıl bakacağız? Moralimizi bozmayacağız, kendimizi rahatlığa terk etmeyeceğiz. Kritik bir eşikten geçiyoruz. Bizde değil aslen pazarda sıkıntı var. Avrupa başta olmak üzere bu sıkıntılı pazarda gerilemeden ayakta durmaya çalışacağız. Gerçekçi olmamız lazım. 2008 ve 2009’da ayakta durmayı başardık krize rağmen. Kaliteden ödün vermeyeceğiz. Doğayı, tarihi korumaya önem vereceğiz. Ayrıca Avrupa’daki doymuşluğu ve krizi nazara alarak dünyada yeni pazarlara açılmaya çalışıyoruz. Latin Amerika’da ve Kanada’da bir temsilcilik açmaya çalışıyoruz. Çin’de ikinci temsilciliğimizi açıyoruz. Hindistan, Japonya ve Uzakdoğu’yu çok önemsiyoruz. Türkiye’nin bu hızlı gelişmesinde Rusya çok önemli bir pay sahibidir. Şimdi Uzakdoğu’yu da Türkiye destinasyonuna alıştırmamız gerekiyor. Bu konuda girişimlerimiz var. Avustralya’da yeni bir ofis açmaya çalışıyoruz.”
Bu gerçekçi görüşe katılmayan var mı?
Tak & Çalıştır
Eskiden, bir aygıtı (mesela yazıcı) bilgisayara tanıtmak için saatlerce uğraşır, sonuçta şu uyarı ile defalarca karşılaşırdık: yazılımı silip yeniden yükleyin…
Neyse ki artık TIP çok ilerledi. Artık TAKIYORUZ ve ÇALIŞIYOR…
Bunu en son ARAP BAHARI’nda da gördük.
Neymiş; “ekistra” turist çekmek için o kadar da çalışmak gerekmiyormuş, takıyoruz çalışıyor… (PLUG & PLAY)
Ve bu durumda “kendimizi rahatlığa terk etmeyeceğiz”…
Verilerden de biliyoruz ki, Türkiye yabancı ziyaretçi artışında en büyük ivmeyi, yakın zamanlarda komşu ülkelerden; Suriye, İran, Bulgaristan, Gürcistan vs’den aldı.
Bakalım buralardaki düşüş için bir Tak Çalıştır yazılımı var mı?
Ki olması gerekir zaten komşumuz, sırt sırtayız…
Ya kablosuz iletişimde olduğumuz Avrupa’nın uzak diyarları, mesela İngiltere?
Bütün uyarılara rağmen bu pazardaki düşüşe engel olacak bir adım atamadık. Pazar ciddi oranda geriliyor…
Avrupa krizin içinde ve biz özel sektörün planlarından başka bir yol haritasına sahip değiliz. Aslında kimsenin de ne olduğu konusunda bir referansı yok gibi…
Tabi, en dinamik kaynak pazarımızdaki PUTİN meselesine de bakmak gerekir. PUTİN oy kaybetse de bir 10 yıl daha lider görünüyor.
Rusların PUTIN aşkı gibi, Hamdolsun, bir de Türkiye aşkları var, bizden vazgeçmiyorlar.
Bu yıl da postu deldirmedik. Mısır’ın % 40 düştüğü pazarda biz % 15 yükselmişiz. Hoş, bu artışın yarısının Arap Baharı kaynaklı olduğu bilinse de, böyle düşünmek hoşumuz gidiyor…
. . .
Şimdi, rahmetli olmuş bir düşünür ve eğitimci demiş ki; İnsanlar, özgürleşmek isterler ama özgür olma genellikle varolan statükonun korunması ile karıştırılır. O yüzden bunun korunması için gerçekliği olduğu gibi algılamaz, sahte-ikame bir gerçekliği kabul ederek onu PUT’laştırılar…
Yani, menfaatleri tehlikeye düşecekse, statükoya var gücüyle sarılırlar.
Şimdi Arap Baharı derken, 2012’de ne olacak derken, özellikle Batı’nın bu pencereden değerlendirilmesi gerekmez mi?
Aynı masalları mı dinleyip duracağız yoksa özgürleşmek için statükolarımızdan mı olacağız?
Rahmetli Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı’nda meşhur sahnedir: “İnsanın eski huyu kendine hep bir PUT yapar, oldum bittim böyle bu kendi yapar kendi tapar”

TURİZM OUT, PUT-IN…PUT-IT veya PLUG & PLAY
Erol Karabulut
“Arap Baharı” kendi bölgesinde turizmi OUT ederken, komşu ülkeler veya rakipleri adeta bir “tak-çalıştır” yazılımı ile turizmi IN yapmışlardır…

Arap Baharı Rüzgarı’nın şiddetle açtığı pencereden esişi ışığında 2011’in bilançosuna bakarsak, şunu görüyoruz:
İçinde, Türkiye, İspanya, Yunanistan, Mısır, Tunus vb ülkeler olan geniş bir daire çizildiğinde, toplamda talep artışı sıfıra yakın. Arap Baharı ülkelerinin kaybettiklerini, turizmin güçlü ve güvenli kaleleri almıştır.

İşte, tam da bu gelişmelerin ele alındığı bir kongre yapıldı Antalya’da geçtiğimiz haftalarda. Resort Turizm Kongresi…

Özetle; Avrupa’nın en büyük turizm gruplarının tepe yöneticileri hatırı sayılır açıklamalar yapıp, bizlerin gururunu okşadılar yeniden…
Bakanların da kongreye gelip turizmi ciddiye almaları da takdire şayan…

Ancak yeniden konumuza dönersek, yerine koymamız (PUT-IN) gereken bir tespit var: Kongrede AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, bir konuşma yaptı.
AB sürecinde farklılıklara tahammül edemeyen haddini aşmaya kalkan bir AB’li  parlamentere verdiği “münasip” bir cevapla (PUT-IT…) gündemde olan Bağış, kongrede de, uluslararsı onlarca katılımcının önünde, Antalya Büyükşehir Başkanı Akaydın’a ithafen, bir değerlendirme yaparak, “Bazen bir musibet bin nasihatten iyidir, Antalya içine düştüğü hatayı en kısa sürede telafi edecektir” dedi.
Allah’tan Akaydın, “Münasip” bir cevap vermedi de kongrenin havası bozulmadı.

. . .

Bakanımız Ertuğrul Günay da 2012 için bir değerlendirmede bulunmuş ve konuyu tam da yerine yerleştirmiş (ki buna full replacement desek yeridir-Buraya PUT IN gitmez).
Diyor ki Bakan özetle; ”2012 yılına nasıl bakacağız? Moralimizi bozmayacağız, kendimizi rahatlığa terk etmeyeceğiz. Kritik bir eşikten geçiyoruz. Bizde değil aslen pazarda sıkıntı var. Avrupa başta olmak üzere bu sıkıntılı pazarda gerilemeden ayakta durmaya çalışacağız. Gerçekçi olmamız lazım. 2008 ve 2009’da ayakta durmayı başardık krize rağmen. Kaliteden ödün vermeyeceğiz. Doğayı, tarihi korumaya önem vereceğiz. Ayrıca Avrupa’daki doymuşluğu ve krizi nazara alarak dünyada yeni pazarlara açılmaya çalışıyoruz. Latin Amerika’da ve Kanada’da bir temsilcilik açmaya çalışıyoruz. Çin’de ikinci temsilciliğimizi açıyoruz. Hindistan, Japonya ve Uzakdoğu’yu çok önemsiyoruz. Türkiye’nin bu hızlı gelişmesinde Rusya çok önemli bir pay sahibidir. Şimdi Uzakdoğu’yu da Türkiye destinasyonuna alıştırmamız gerekiyor. Bu konuda girişimlerimiz var. Avustralya’da yeni bir ofis açmaya çalışıyoruz.”

Bu gerçekçi görüşe katılmayan var mı?
Tak & Çalıştır

Eskiden, bir aygıtı (mesela yazıcı) bilgisayara tanıtmak için saatlerce uğraşır, sonuçta şu uyarı ile defalarca karşılaşırdık: yazılımı silip yeniden yükleyin…
Neyse ki artık TIP çok ilerledi. Artık TAKIYORUZ ve ÇALIŞIYOR…

Bunu en son ARAP BAHARI’nda da gördük.
Neymiş; “ekistra” turist çekmek için o kadar da çalışmak gerekmiyormuş, takıyoruz çalışıyor… (PLUG & PLAY)
Ve bu durumda “kendimizi rahatlığa terk etmeyeceğiz”…

Verilerden de biliyoruz ki, Türkiye yabancı ziyaretçi artışında en büyük ivmeyi, yakın zamanlarda komşu ülkelerden; Suriye, İran, Bulgaristan, Gürcistan vs’den aldı.
Bakalım buralardaki düşüş için bir Tak Çalıştır yazılımı var mı?Ki olması gerekir zaten komşumuz, sırt sırtayız…

Ya kablosuz iletişimde olduğumuz Avrupa’nın uzak diyarları, mesela İngiltere?Bütün uyarılara rağmen bu pazardaki düşüşe engel olacak bir adım atamadık. Pazar ciddi oranda geriliyor…
Avrupa krizin içinde ve biz özel sektörün planlarından başka bir yol haritasına sahip değiliz. Aslında kimsenin de ne olduğu konusunda bir referansı yok gibi…

Tabi, en dinamik kaynak pazarımızdaki PUTİN meselesine de bakmak gerekir. PUTİN oy kaybetse de bir 10 yıl daha lider görünüyor.Rusların PUTIN aşkı gibi, Hamdolsun, bir de Türkiye aşkları var, bizden vazgeçmiyorlar.Bu yıl da postu deldirmedik. Mısır’ın % 40 düştüğü pazarda biz % 15 yükselmişiz. Hoş, bu artışın yarısının Arap Baharı kaynaklı olduğu bilinse de, böyle düşünmek hoşumuz gidiyor…. . .
Şimdi, rahmetli olmuş bir düşünür ve eğitimci demiş ki; İnsanlar, özgürleşmek isterler ama özgür olma genellikle varolan statükonun korunması ile karıştırılır. O yüzden bunun korunması için gerçekliği olduğu gibi algılamaz, sahte-ikame bir gerçekliği kabul ederek onu PUT’laştırılar…
Yani, menfaatleri tehlikeye düşecekse, statükoya var gücüyle sarılırlar.

Şimdi Arap Baharı derken, 2012’de ne olacak derken, özellikle Batı’nın bu pencereden değerlendirilmesi gerekmez mi?
Aynı masalları mı dinleyip duracağız yoksa özgürleşmek için statükolarımızdan mı olacağız?

Rahmetli Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı’nda meşhur sahnedir: “İnsanın eski huyu kendine hep bir PUT yapar, oldum bittim böyle bu kendi yapar kendi tapar”

Türkiye’deki büyüme başka ülkede yok, bu şansı birlikte değerlendirelim

TUI AG’nin Yönetim Kurulu Başkanı Michael Frenzel, turizmin Türkiye’deki büyümesinin etkileyici olduğunu ve birçok ülkede bu büyümenin görülemediğini belirterek, “Türkiye büyüyen ve dinamik bir ülke. Bu şans ve imkanları birlikte değerlen-dirmek istiyoruz” dedi.
ULUSLARARASI turizm şirketi TUI AG’nin Yönetim Kurulu Başkanı Michael Frenzel, Türkiye’nin büyüyen ve dinamik bir ülke olduğunu ve bunun getirdiği şans ve imkanları birlikte değerlendirmek istediklerini söyledi. Türkiye’de turizm sektöründe 50 milyar liradan fazla bir gelir söz konusu olduğunu, 2015 yılına kadar da 44 milyon turistin gelmesini beklediklerini belirten Frenzel, “Turizmin Türkiye’deki büyümesi ise etkileyici. Birçok ülkede bu büyüme söz konusu değil” dedi.Gelecekten umutluyuz
Antalya’da düzenlenen Resort Turizm Kongresi’nde konuşan Michael Frenzel, turizmin dünyada 1995 yılından bu yana her yıl yüzde 4 büyüme gösterdiğini belirterek, şunları söyledi: “Dünyadaki ekonomik kriz ortamına rağmen turizm büyüme gösteren ender sektörlerden biri. Turizmin Türkiye’deki büyümesi ise etkileyici. Türkiye’deki turizm sektörüne doğrudan bakıldığında 50 milyar liradan fazla bir gelir söz konusu. Sektörde 503 bin kişi istihdam ediliyor. Türkiye’deki turizm geleceğinden çok umutluyum. Türkiye büyüyen ve dinamik bir ülke. Bu şans ve imkanları birlikte değerlendirmek istiyoruz. Birçok ülkede bu büyüme söz konusu değil.”

Türkiye’ye 2015 yılında 44 milyon turistin gelmesini beklediklerini vurgulayan Frenzel, buna karşın Türkiye’ye gelen turistlerin harcamalarının dünya ortalamasının altında olduğuna işaret etti. Frenzel, “Herşey dahil sistemi nedeniyle otel dışında pek harcama olmuyor. Otel dışındaki bölgelerin de çekiciliği üzerinde çalışılmalı ve turistler otellerden çıkartılmalı” derken Türkiye’de klasik turizmden uzaklaşılarak alternatif imkanlar sunulması gerektiğini kaydetti.

Seyahatte engelleri kaldırın
Turizm bölgelerinin gelişmesinde havalimanlarının çok önemli olduğunu söyleyen Frenzel, “Antalya’da mükemmel bir havalimanı bulunuyor. Antalya Havalimanı’nı birçok ülke örnek alabilir” dedi. İnsanların seyahat etmesi için engellerin yok edilmesi gerektiğini kaydeden Frenzel, vizelerin sorun oluşturduğunu, ancak Türkiye’nin bu konuda son zamanlarda önemli gelişmeler kaydettiğini ifade etti. Frenzel Almanya’nın vize konusunda başarılı olamadığını belirtti.

14 günlük güneş ve plaj tatili artık istenmiyor

DÜNYADA müşteri profilinin değiştiğine dikkati çeken Michael Frenzel, şu tespitlerde bulundu:
Müşteriler 14 gün boyunca sadece güneş ve plajdan yararlanmak istemiyor. Farklı alanlarda da faaliyetlere katılmak istiyor.
TUI olarak organize ettiğimiz seyahatlerin yüzde 80’i paket tur şeklinde. Paket turlarda azalma oldu, insanlar paket turlar yerine biraz daha esneklik ve özellik istemeye başladı.
TUI olarak otel ortaklıkları sözleşmeleri imzalıyoruz ve ortaklarımıza doluluk garantisi veriyoruz. Otellerinin diğer otellerden  farklı olması gerekiyor.

Yerli ortaklarla çalışmak istiyoruz

OTELLERİNDE müşteri memnuniyetinin çok yüksek olmasına önem verdiklerini dile getiren Michael Frenzel, şöyle konuştu: “Önümüzdeki yıllarda Türkiye’deki ortaklarla çalışmalar yapmak istiyoruz. Farklı müşteri gruplarına farklı imkanlar sunabilen pazarlama strateji sunmak istiyoruz. Otellerin yüzde 20’si bize ait. Kalanı ise ortaklıkla işletiliyor. Dünya çapında 30 milyon müşterimiz var. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda Türkiye’de birlikte çalışmak istiyoruz.  Birlikte burada gelişmek için her şeyi yapacağız.”

Haber Linki:
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/printnews.aspx?DocID=19386612

Turizmciyi kızdıran açıklama

<b>TurizmGazetesi.com</b><br>
AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Edebiyat Fakültesi Gerontoloji Bölümü’nün AB projesi olarak, 2008- 2010 yılları arasında Türkiye, Yunanistan, Portekiz, İspanya ve İtalya’yı kapsayan yaşlı turizmine ilişkin araştırmanın sonucu, sektör temsilcilerinin tepkisine neden oldu.
Akdeniz Turistik Otelciler Birliği’nin (AKTOB) Resort Turizm Kongresi’nin kapanış programında, Türkiye’de bin yaşlı turistin katılımıyla yapılan araştırmanın sonuçları, AÜ Edebiyat Fakültesi Gerontoloji Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Tufan tarafından sunuldu. Prof. Dr. İsmail Tufan, ’İçi boş ama herşey dahil’ başlığı ile başlattığı sunumunda, araştırmanın Türkiye’de ilk defa ’all inclusive: herşey dahil’ modeliyle tatil yapan yaşlı turistlerin görüşü olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tufan, herşey dahilin ’sıfır randıman’la çalışan bir sektörün adı olduğunu belirterek, “Deniz, kum ve güneş dışında sunacağı hiçbir randımanı olmayan, kullanım tarihi geçmiş bir turizm modeli. Doğayı beleşe kullanan ve beleşe satan bir sektörün adı” dedi.
TATİL KÖYLERİ MODERN HAPİSHANE
Tatil köylerinin modern hapishaneler olduğunu dile getiren Prof.Dr. İsmail Tufan, turisti kapatan, dışarı çıkmaması için her türlü hokkabazlığı yapan bir modele hizmet denilemeyeceğini söyledi. Egoizmin bir diğer adı olarak da tanımlanabileceğini kaydeden Prof. Dr. Tufan, “Çevreyi bozan, denizi kirleten, can sıkıcı ve insanı yemek makinesi haline getiren modern hapishaneler. Monotonluğunu gizlemek için sabahtan akşama kadar insanları yemekle oyalayan bir turizm anlayışı” dedi.
’RAKİP ÜLKELERİN DURUMU İBRET OLSUN’
All inclusive modeline bel bağlamış rakiplerin güncel durumunun ibret olması gerektiğini kaşydeden Prof.Dr. Tufan, “Yunanistan çöktü, İtalya çökmek üzere, İspanya ve Portekiz AB’ye avuç açıyor. Oysa bunlar turizmin merkezleri olarak da tanınıyorlar. Şimdi sıfır randımanla iş görülemeyeceğini çok geç kavradılar. Ya biz?” diye sordu.
HİÇBİR ŞEYDEN MEMNUN DEĞİLLER
Açıklamalarının ardından araştırmanın sonuçlarını açıklayan Prof.Dr. İsmail Tufan, şunları söyledi;
“100 yaşlı turistten 34’ü tatilden, 25’i tesislerden, 63’ü personelden memnun kalmadı. 100 yaşlı turistten 48’i dinlenemediğini, 67’si rahatlayamadığını ve 45’i enerji depolama şansı bulamadığını belirtti. Demek ki tatil hedefine erişemedi. Tatil köylerinde eğlence eksik değil, ama 100 yaşlı turistten 78’i eğlenemediğini ifade ediyor, 59’u macera yaşamadığını ve 92’si hiçbir şey öğrenemeden ülkesine geri döneceğini söylüyor. Hani çok gezen çok bilirdi? Tatil yine amacından sapmış oldu. Ulaşımdan da memnun olmadılar. 100 yaşlı turistten 33’ü ulaşım olanaklarından memnun kalmadı. İletişim konusunda da sınıfta kaldık. 67’si iletişim konusunda da zayıf not verdi.”
YEMEKLER BERBAT, TEMİZLİK DE ZAYIF
Katılım konusunda da 100 yaşlı turistten 90’ının hiç memnun kalmadığını aktaran Prof.Dr. Tufan, şöyle dedi:
“İnsanları tatil adı altında suni ağaçlandırılmış ve çiçeklerle donatılmış, sabahtan akşama kadar ’can boğazdan çıkar’ misali bir beslenme anlayışıyla tatile zorlarsanız, ülkeyi gezip görmek, insanları, kültürümüzü tanımak isteyenleri modern hapishanelere yerleştirirseniz, sonuç başka türlü olamazdı. Yaşlılar paralı, ama zor müşteri. Buna artık alışmalıyız ve demografik değişimlere uyumlu bir turizmi ayağa kaldırmalıyız. Yeme- içme bedava. Her şey dahil. Tabii yemekler beleş olunca, kalite de ona göre olacak. Başka türlü olması ekonomi yasalarına aykırı. Sonuç 100 yaşlıdan 56’sı yemeklerin berbat olduğunu söyledi. Temizlik konusunda da 65’i zayıf not verdi. 80’i ise tesisteki sağlık hizmetlerinden hiç memnun kalmadı.”
BİR DAHA GELMEYECEKLER VE TAVSİYE ETMEYECEKLER
Yaşlıların görmüş geçirmiş müşteri olduğunu, kaliteden anladığını kaydeden Prof.Dr. İsmail Tufan, şunları kaydetti:
“Doğu bloku ülkelerinde büyümediler. Yokluğu biliyorlar ama o dönemler çok gerilerde kaldı. Çalıştı, çabaladı. Para biriktirdi ve son virajı dönerken yaşamak, eğlenme ve öğrenmek istiyor. Bizim turizmciler hala deniz, kum ve güneşi randıman sunadursunlar, kendilerini bir turizm ülkesinin motoru zannetsinler. Oysa sadece Berlin’i yılda 100 milyon turist ziyaret ediyor. Bunların en azından yarısının yaşı 60 ve üzeridir. Günde 200- 250 Euro harcama yapıyorlar. Sırf Berlin, Türkiye’den daha fazla turist çekebiliyorsa, bizim şapkamızı önümüze koyma vakti gelmiş sayılmaz mı? 100 yaşlıdan 67’si, ilk defa geldikleri Türkiye’yi tanıdıklarına tavsiye etmeyeceklerini söylediler. 79’u ise bir daha ülkemize gelmeyeceğini ifade etti.”
’39 METRE YÜKSEKTEN KENDİMİ ATAYIM’
Prof. Dr. İsmail Tufan’ın turizm sektörü temsilcilerinin yer aldığı kongrenin kapanışındaki bu sunumu, birçok turizmcinin tepkisine yol açtı. Turizmcileri şaşırtan ve kızdıran sunuma karşı sektör temsilcilerinden Avni Aker, “Hocamın söylediklerinden dolayı, ’Beni tutmayın, şu 39 metre yükseklikten kendimi atayım’ dedim. TUI, Holiday Check gibi araştırmaların sonuçlarında bunlar olsaydı, biz bugün buraya gelemezdik. Demek ki biz bir yere varamamışız” dedi.
Turizm sektörünün temsilcileri araştırmanın sonuçlarına ilişkin soru yöneltilen turistlerin hangi otelde kaldıkları, hangi tur şirketi ile geldikleri gibi tüm ayrıntıların isimleri belirtilerek yayınlanmasını istedi.
BİR KAZANIM OLARAK GÖRÜLMELİ
Tepkiler üzerine araştırmanın AB projesi olduğunu ve yayınlandığını da dile getiren Prof.Dr. İsmail Tufan, yıllardır verilen emeğe karşı saygısızlık olmadığını, turizme yakından bakanlar ile uzaktan bakanlar arasındaki problemi algılama farkı olduğunu söyledi.
Prof.Dr. Tufan, Yunanistan, Portekiz, İtalya ve İspanya’da da aynı sonuçların ortaya çıktığını ve bir kazanım olarak görülmesi gerektiğini söyledi.
Sunumun ardından AKTOB Başkanı Sururi Çorabatır tarafından Prof. Dr. İsmail Tufan’a, teke heykelciği hediye olarak verildi.

<b>TurizmGazetesi.com</b><br>
Turizmciyi kızdıran açıklamaAKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Edebiyat Fakültesi Gerontoloji Bölümü’nün AB projesi olarak, 2008- 2010 yılları arasında Türkiye, Yunanistan, Portekiz, İspanya ve İtalya’yı kapsayan yaşlı turizmine ilişkin araştırmanın sonucu, sektör temsilcilerinin tepkisine neden oldu.Akdeniz Turistik Otelciler Birliği’nin (AKTOB) Resort Turizm Kongresi’nin kapanış programında, Türkiye’de bin yaşlı turistin katılımıyla yapılan araştırmanın sonuçları, AÜ Edebiyat Fakültesi Gerontoloji Bölümü’nden Prof. Dr. İsmail Tufan tarafından sunuldu. Prof. Dr. İsmail Tufan, ’İçi boş ama herşey dahil’ başlığı ile başlattığı sunumunda, araştırmanın Türkiye’de ilk defa ’all inclusive: herşey dahil’ modeliyle tatil yapan yaşlı turistlerin görüşü olduğunu söyledi. Prof. Dr. Tufan, herşey dahilin ’sıfır randıman’la çalışan bir sektörün adı olduğunu belirterek, “Deniz, kum ve güneş dışında sunacağı hiçbir randımanı olmayan, kullanım tarihi geçmiş bir turizm modeli. Doğayı beleşe kullanan ve beleşe satan bir sektörün adı” dedi.
TATİL KÖYLERİ MODERN HAPİSHANE
Tatil köylerinin modern hapishaneler olduğunu dile getiren Prof.Dr. İsmail Tufan, turisti kapatan, dışarı çıkmaması için her türlü hokkabazlığı yapan bir modele hizmet denilemeyeceğini söyledi. Egoizmin bir diğer adı olarak da tanımlanabileceğini kaydeden Prof. Dr. Tufan, “Çevreyi bozan, denizi kirleten, can sıkıcı ve insanı yemek makinesi haline getiren modern hapishaneler. Monotonluğunu gizlemek için sabahtan akşama kadar insanları yemekle oyalayan bir turizm anlayışı” dedi.
’RAKİP ÜLKELERİN DURUMU İBRET OLSUN’
All inclusive modeline bel bağlamış rakiplerin güncel durumunun ibret olması gerektiğini kaşydeden Prof.Dr. Tufan, “Yunanistan çöktü, İtalya çökmek üzere, İspanya ve Portekiz AB’ye avuç açıyor. Oysa bunlar turizmin merkezleri olarak da tanınıyorlar. Şimdi sıfır randımanla iş görülemeyeceğini çok geç kavradılar. Ya biz?” diye sordu.
HİÇBİR ŞEYDEN MEMNUN DEĞİLLER
Açıklamalarının ardından araştırmanın sonuçlarını açıklayan Prof.Dr. İsmail Tufan, şunları söyledi;
“100 yaşlı turistten 34’ü tatilden, 25’i tesislerden, 63’ü personelden memnun kalmadı. 100 yaşlı turistten 48’i dinlenemediğini, 67’si rahatlayamadığını ve 45’i enerji depolama şansı bulamadığını belirtti. Demek ki tatil hedefine erişemedi. Tatil köylerinde eğlence eksik değil, ama 100 yaşlı turistten 78’i eğlenemediğini ifade ediyor, 59’u macera yaşamadığını ve 92’si hiçbir şey öğrenemeden ülkesine geri döneceğini söylüyor. Hani çok gezen çok bilirdi? Tatil yine amacından sapmış oldu. Ulaşımdan da memnun olmadılar. 100 yaşlı turistten 33’ü ulaşım olanaklarından memnun kalmadı. İletişim konusunda da sınıfta kaldık. 67’si iletişim konusunda da zayıf not verdi.”
YEMEKLER BERBAT, TEMİZLİK DE ZAYIF
Katılım konusunda da 100 yaşlı turistten 90’ının hiç memnun kalmadığını aktaran Prof.Dr. Tufan, şöyle dedi:
“İnsanları tatil adı altında suni ağaçlandırılmış ve çiçeklerle donatılmış, sabahtan akşama kadar ’can boğazdan çıkar’ misali bir beslenme anlayışıyla tatile zorlarsanız, ülkeyi gezip görmek, insanları, kültürümüzü tanımak isteyenleri modern hapishanelere yerleştirirseniz, sonuç başka türlü olamazdı. Yaşlılar paralı, ama zor müşteri. Buna artık alışmalıyız ve demografik değişimlere uyumlu bir turizmi ayağa kaldırmalıyız. Yeme- içme bedava. Her şey dahil. Tabii yemekler beleş olunca, kalite de ona göre olacak. Başka türlü olması ekonomi yasalarına aykırı. Sonuç 100 yaşlıdan 56’sı yemeklerin berbat olduğunu söyledi. Temizlik konusunda da 65’i zayıf not verdi. 80’i ise tesisteki sağlık hizmetlerinden hiç memnun kalmadı.”
BİR DAHA GELMEYECEKLER VE TAVSİYE ETMEYECEKLER
Yaşlıların görmüş geçirmiş müşteri olduğunu, kaliteden anladığını kaydeden Prof.Dr. İsmail Tufan, şunları kaydetti:
“Doğu bloku ülkelerinde büyümediler. Yokluğu biliyorlar ama o dönemler çok gerilerde kaldı. Çalıştı, çabaladı. Para biriktirdi ve son virajı dönerken yaşamak, eğlenme ve öğrenmek istiyor. Bizim turizmciler hala deniz, kum ve güneşi randıman sunadursunlar, kendilerini bir turizm ülkesinin motoru zannetsinler. Oysa sadece Berlin’i yılda 100 milyon turist ziyaret ediyor. Bunların en azından yarısının yaşı 60 ve üzeridir. Günde 200- 250 Euro harcama yapıyorlar. Sırf Berlin, Türkiye’den daha fazla turist çekebiliyorsa, bizim şapkamızı önümüze koyma vakti gelmiş sayılmaz mı? 100 yaşlıdan 67’si, ilk defa geldikleri Türkiye’yi tanıdıklarına tavsiye etmeyeceklerini söylediler. 79’u ise bir daha ülkemize gelmeyeceğini ifade etti.”
’39 METRE YÜKSEKTEN KENDİMİ ATAYIM’
Prof. Dr. İsmail Tufan’ın turizm sektörü temsilcilerinin yer aldığı kongrenin kapanışındaki bu sunumu, birçok turizmcinin tepkisine yol açtı. Turizmcileri şaşırtan ve kızdıran sunuma karşı sektör temsilcilerinden Avni Aker, “Hocamın söylediklerinden dolayı, ’Beni tutmayın, şu 39 metre yükseklikten kendimi atayım’ dedim. TUI, Holiday Check gibi araştırmaların sonuçlarında bunlar olsaydı, biz bugün buraya gelemezdik. Demek ki biz bir yere varamamışız” dedi.
Turizm sektörünün temsilcileri araştırmanın sonuçlarına ilişkin soru yöneltilen turistlerin hangi otelde kaldıkları, hangi tur şirketi ile geldikleri gibi tüm ayrıntıların isimleri belirtilerek yayınlanmasını istedi.
BİR KAZANIM OLARAK GÖRÜLMELİ
Tepkiler üzerine araştırmanın AB projesi olduğunu ve yayınlandığını da dile getiren Prof.Dr. İsmail Tufan, yıllardır verilen emeğe karşı saygısızlık olmadığını, turizme yakından bakanlar ile uzaktan bakanlar arasındaki problemi algılama farkı olduğunu söyledi.
Prof.Dr. Tufan, Yunanistan, Portekiz, İtalya ve İspanya’da da aynı sonuçların ortaya çıktığını ve bir kazanım olarak görülmesi gerektiğini söyledi.
Sunumun ardından AKTOB Başkanı Sururi Çorabatır tarafından Prof. Dr. İsmail Tufan’a, teke heykelciği hediye olarak verildi.